Gökhan UÇAR

Gökhan UÇAR
@Defender
Kitap - Dolma Kalem - Keman - El Yazısı
Uluslararası İlişkiler
Eskişehir
208 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
1/10
·318 syf.·
2020 8. kitabı
Öncelikle kitabın konusu malum kitap ve okumak üzerine, dolayısıyla içerisinde birçok islam aliminden, gayrimüslim yazarlardan alıntılar ve bilgiler mevcutken Mustafa Armağan gibi defalarca Türk Tarih Kurumuyla mahkemelik olmuş, her defasında yalan tarih beyanları yüzünden adliyelerde sürünmüş, her davayı kaybetmiş, Türk gençliğini zehirleyen şarlatana yer verilmesi birinci eksim oldu. Kitap okumak konulu bir eserde Mustafa Kemal Atatürk’ün hiç anılmaması en büyük eksi tabiki ama yazarın Türkiyeli ifadesini kullandığını görünce neden Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk hakkında yazmadığını anlamış oldum. Yazarın alıntı yaptığı kaynaklardan birisi de meşhur zaman gazetesi olunca iş iyice çözüldü tabi. Yazar bildiğin Türk düşmanı bir örgüte mensup ve ne yazık ki bir öğretmen. Yazar kitap ve okumak hakkında yazmaya başlamış ama hadislere ve dini bilgilere girerek devam etmiş. Bildiğiniz din ağırlıklı bir kitap diyebilirim. Kapağına çok aldanmayın. İçinde çok fazla tekrar var. Resmen 4 defa 5 defa tekrar eden cümlelere rastladım. İşin ilginç yanı bir cümleyi örneğin Ahmet söylemiş diyor, 100 sayfa sonra aynı cümleyi Mehmet söylüyor. Gelişigüzel yazılmış, kontrol edilmemiş gibi bir durum var. İçerisinde hiç mi değerli bir şey yok? Elbette var, ünlü düşünürlerden kitap ve okumak hakkında önemli sözler ve hikayeler var fakat sadece bunlar olsaydı kitap en fazla 170 - 180 sayfa olurdu. Ayrıca kitabın işe yarar kısımları tamamen İbrahim Ünal’ın Kitap Tiryakiliği ve Ahmet Maraşlı’nın Okumayı Sevdirme Yolları adlı eserlerden alıntı yapılarak doldurulmuş. Bir çok sayfanın altında kaynak olarak bu iki kitaba çok rastladım.
Meşhurların Kitap Okuma AlışkanlıklarıMehmet İmrak · Çıra Yayınları · 201970 okunma
Reklam
Dikkat Can Yayınları
1/10
·136 syf.·
2020 7. kitabı
Kitabın 41. sayfasında “Türkiyeli” kelimesi kullanılmış. Amerika gibi sonradan oluşmuş toplama bir millet değiliz biz Amerikalı gibi bir kelime kullanabilesin. Biz köklü Türk milletiyiz, Türkiyeli diyemezsiniz. Burada yayınevinin neye hizmet ettiğini anlamak zor değil. Bu yayınevinin çevirilerine kendi yorumunu katmadığından nasıl emin olup güvenebiliriz? Can Yayınları inanılmaz düştü gözümden. Bu saatten sonra çeviri hiçbir eseri Can Yayınlarından okumam. Bu arada aklınıza şu gelebilir yazar öyle demiştir onlar çevirmiştir diye düşünebilirsiniz ama kelimenin kullanıldığı kısım yayınevinin kendi yorumu. Çevirinin Türkiyeli okurlar tarafından rahat okunabilmesi için aslından sağlaması yapılarak çevirilmiştir diye geçiyor. Sonuç olarak bu platformda bunu paylaşmak ve durumu herkesin görmesini ve bilmesini. Ülkemizde para kazanan, ekmek yiyen herkesin dost olmadığını görün istedim. Kitabı yarım bırakmam okurum bitiririm ama keyif alamam bu şüphe ile artık. Neyse Can yayınlarından okuyacağım son çeviri kitap bu olacak.
Komünist ManifestoKarl Marx · Can Yayınları · 202416,4bin okunma
Özellikle İkinci Dünya Savaşı yıllarında yani merhum İsmet Paşa döneminde, İstanbul’da bulunan “kutsal emanetleri” korumak için Anadolu’da bir ya da birkaç caminin “depo” olarak kullanıldığı biliniyor. Yine aynı dönemde nem vb. özellikleri dikkate alınarak bazı camilerin buğday deposu olarak kullanıldığı da biliniyor. Savaşta ibadethanelere saldırmama, onları bombalamama kuralı düşünüldüğünde camilerin yiyecek deposu ve peygamberinizin “kutsal emanetlerini” koruma amaçlı olarak kullanılması son derece doğru ve isabetli değil mi? Savaş şartlarında ordunun gıda ihtiyacı için camilerin buğday deposu olarak kullanılmasının neresi dine aykırı? Kaldı ki sevgili peygamberimizin döneminde mescitlerde tef çalınarak, şarkı söylenerek düğün bile yapıldığını biliyoruz. Bu hususta hadis külliyatında pek çok hadis mevcut. Gelelim ahır meselesine... O dönemde atlar hâlâ önemli bir ulaşım aracı idi. Savaş koşullarında atlar önemli bir ulaşım aracı olmaları nedeniyle bir nevi silah da sayılıyordu. Düşman uçaklarının, önemli ulaşım aracımız olan atlarımızı bombalamak suretiyle telef etmelerini önlemek için bazı camilerde atların saklanmış olması muhtemel ve mümkündür. Türkiye’miz İkinci Dünya Savaşı’na girmemiş olsa bile her an savaşa hazır bir vaziyette idi. Bu amaçla pek çok önlemin alındığını biliyoruz. Yine sorayım; camilerin, atların ve diğer silahların saklandığı bir depo gibi kullanılmasının neresi İslam’a aykırıdır? Savaş kuralları gereği, ibadethanedir diye düşman uçaklarının taarruzuna karşı daha korunaklı olan camilerden bu şekilde yararlanılması don derece doğru ve zekice bir yöntem değil midir?
Sayfa 70
Din