Kitaplar dünyanın en kıymetli hazinesidir, nesilden nesle miras kalır. En eski ve en iyi kitaplar her kulübenin rafında, ait oldukları ve hak ettikleri yerdedir. Bir savları olmasa bile, okuru aydınlattıkları ve eğlendirdikleri için sağduyulu okur bunları reddetmeyecektir. Bu kitapların yazarları her toplumda doğal ve kaçınılmaz olarak aristokrasiyi oluşturur, insanlığı krallardan ve imparatorlardan daha çok etkiler. Cahil ve kibirli tüccarlar girişimcilikleri ve ticari zekaları sayesinde arzu ettikleri boş vakitlere ve bağımsızlığa kavuşup zengin ve popular çevrelere kabul edildiklerinde, daha yüksekteki entelektüel ve zeki çevrelere gözlerini dikerler. İşte o zaman kültürlerinin eksik, zenginliklerinin boşuna olduğunu fark edip eksikliğini hissettiği entelektüel kültürden çocuklarını mahrum bırakmamak için sağduyuyla çabalamaya başlar, böylece ailenin kurucusu olurlar.
Şair Mir Kamereddin Mas şöyle der: "Ruhani alemi oturduğum yerden karış karış gezmemi sağlayan kitaplardır. Bir kadeh şarapla sarhoş olmak yerine, sırlı ilimlerin içkisini içerek keyfini sürerim."
Gelin bir günümüzü Doğa Ana gibi bilinçli yaşayalım, raylara düşen sinek kanatları ya da fındık kabuklarıyla yoldan çıkmayalım. Erken kalkıp oruç tutalım ya da kahvaltıyla yetinelim, arkadaşlarımız gelsin gitsin, çanlar çalsın, çocuklar ağlasın, bırakalım bir gün böyle geçsin. Boyun eğip kendimizi bırakmayalım.