Gökhan UÇAR

Gökhan UÇAR
@Defender
Kitap - Dolma Kalem - Keman - El Yazısı
Uluslararası İlişkiler
Eskişehir
208 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
Şeytanlaştırma, düşmanların daha tehlikeli görünmesini sağlar. Hem rejimin güvenliğini garanti altına almak hem de anayasalarında da yer aldığı üzere devrimin ihracı için gerekli olan inanmışlığı, adanmışlığı ve motivasyonu sağlamak isteyen mollalar, askeri rekabet ve savaş için uygun bir düşmana ihtiyaç duymuşlardır. İdeolojik karşıtlığı ve bölgesel politikaları nedeniyle İran için ABD ve İsrail'den daha iyi ve şeytanlaştırılmaya daha müsait düşmanlar olamazdı.
Sayfa 98
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
ABD'nin İran'a yönelik politikası, İran'ı düşman olarak algılamasından önemli ölçüde etkilenmektedir. İslam Devrimi'nden sonra İran'a karşı sergilenen farklı muamele özellikle belirginleşmektedir. Devrim gerçekleştikten ve İran, ABD'nin ideallerine karşı bir düşman olarak görüldükten sonra ABD, Şah'ın iktidarda olduğu dönemden çok farklı davranmıştır. Nükleer enerji aniden sorun haline gelmiş ve İran'ın niyetleri o andan itibaren "kötü" (evil) olarak yorumlanmıştır. Oysa Şah döneminde ABD, İran'ın nükleer programını kurmasına yardım etmiş ve İran'ın gelecekteki talepleri karşılamak için nükleer enerjiye ihtiyacı olduğunu savunmuştur.
Sayfa 94
Cihadın anlamı ile ilgili yanılgılar, Batılıların İslam'ı yanlış tanımlamalarına neden olmuştur. Genellikle "kutsal savaş" olarak tercüme edilen cihat terimi aslında "mücadele" anlamına gelir. Gerçekte "kutsal savaş" ifadesi, onu kendi teolojik meşruiyetleri için kullanan Hristiyan Haçlılardan kaynaklanmıştır. İslam'da hem büyük hem de küçük cihat vardır. Büyük cihat dini olarak kutsallık, Tanrı'ya boyun eğme ve günahın üstesinden gelme mücadelesini ifade eder; küçük cihat ise zulme karşı "askeri ya da başka türlü herhangi bir çaba" anlamına gelir.
Sayfa 91
İbni Haldun'a göre tarih, toplumun kendi doğası gereği uğradığı değişim-dönüşümlerin yazılı kaydıdır. Yaklaşık beş yüz yıl sonra ünlü İngiliz tarihçi Hobsbawm "tarihteki temel sorun, hem çeşitli toplumsal grupların hem de bir toplumun türünün başka toplum türüne dönüşmesinin ya da dönüşememesinin mekanizmasını keşfetmektir" tespitiyle İbni Haldun'a büyük ölçüde katılır.
Sayfa 76
Tarih
Osmanlı ülkesinin yüksek gelirli kesimi olarak bilhassa Rumların bağışlarla, hibelerle Yunanistan ekonomisini beslemesi, hele de ünlü Averof zırhlısının Osmanlı vatandaşı Rum Averof'un kurduğu vakfın sağladığı finansmanla satın alınması bu küçük gruba karşı toleransın azalmasına yol açmış ve 1913-1914 boykotlarını doğurmuştur.
Sayfa 75