"Timur yapılan fenalığı anladı; şeytan onu burnundan solutuyordu; hiç zaman kaybetmeden ordusunu harekete geçirdi ve gazap kılıcını çekti; istibdat sadağından oklarını aldı ve it gibi, aslan gibi, pars gibi naralar atarak, yıkarak, devirerek kente doğru ilerledi; kent karşısında belirdiği zaman oluk gibi kan dökülmesini, kutsal şeylerin tahrip edilmesini, yağma ve katliam yapılmasını, taş üstünde taş bırakılmamasını, mahsullerin yakılmasını, kadınların memelerinin kesilmesini, bebeklerin ve çocukların boğazlanmasını, başların gövdelerden ayrılmasını, onur ve haysiyetin çiğnenmesini, yaşlı ve sakatların sahipsiz bırakılmalarını, merhamet bayrağının indirilip intikam bayrağının dalgalandırılmasını buyurdu. Sonra kılıcının dizginlerini onların boğazlarının yaylasında koyuverdi ve mezarlarını kurdun, kuşun ve sırtlanların karınlarında açtı; bu her şeyi yutan yıkım girdabı durmak bilmedi; ölü sayısı Ninova nüfusunun altı katına çıkana dek onları yaşam ağacından çekip koparmaya devam etti."