Gökhan UÇAR

Gökhan UÇAR
@Defender
Kitap - Dolma Kalem - Keman - El Yazısı
Uluslararası İlişkiler
Eskişehir
208 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
"Timur yapılan fenalığı anladı; şeytan onu burnundan solutuyordu; hiç zaman kaybetmeden ordusunu harekete geçirdi ve gazap kılıcını çekti; istibdat sadağından oklarını aldı ve it gibi, aslan gibi, pars gibi naralar atarak, yıkarak, devirerek kente doğru ilerledi; kent karşısında belirdiği zaman oluk gibi kan dökülmesini, kutsal şeylerin tahrip edilmesini, yağma ve katliam yapılmasını, taş üstünde taş bırakılmamasını, mahsullerin yakılmasını, kadınların memelerinin kesilmesini, bebeklerin ve çocukların boğazlanmasını, başların gövdelerden ayrılmasını, onur ve haysiyetin çiğnenmesini, yaşlı ve sakatların sahipsiz bırakılmalarını, merhamet bayrağının indirilip intikam bayrağının dalgalandırılmasını buyurdu. Sonra kılıcının dizginlerini onların boğazlarının yaylasında koyuverdi ve mezarlarını kurdun, kuşun ve sırtlanların karınlarında açtı; bu her şeyi yutan yıkım girdabı durmak bilmedi; ölü sayısı Ninova nüfusunun altı katına çıkana dek onları yaşam ağacından çekip koparmaya devam etti."
Sayfa 19
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Babası yöredeki Barlas kabilesinin emiri Turagay/Tarakay, annesi Tekina Hatun'dur. Timur doğduğu sırada Çağatay Hanlığı çökmeye yüz tutmuştu ve hâkimiyet Cengiz Han soyundan gelen hanlardan çok kabile reislerinin elinde bulunuyordu. Efsaneye göre, doğumu sırasındaki belirtiler pek hayra yorulmamıştır. İbni Arabşah, "Anasının karnından çıktığında avuçlarının kana bulanmış olduğu söylenir. Bu da eliyle çok kan dökeceği biçiminde yorumlanmıştı" diye yazar.
Sayfa 11
İnsanlar veri sağanağıyla baş edemeyince, sahip olduğu otoriteyi serbest piyasaya, kitlelerin ortak aklına ve dışsal algoritmalara bıraktı. Geçmişte sansür bilginin akışını engelleyerek işliyordu. 21. yüzyıldaysa insanları gereksiz veriye boğarak işliyor. Dikkatimizi neye odaklayacağımızı bilmiyor ve zamanımızın çoğunu tali konuları araştırarak ve tartışarak geçiriyoruz. Kadim zamanlarda güç sahibi olmak, veriye erişim yetkisine sahip olmak demekti. Bugünse güç, neyi görmezden geleceğini bilmek demek.
Sayfa 414
Geleceği öngöremeyiz çünkü teknoloji deterministik değildir. Aynı teknoloji farklı türlerde toplumlar yaratabilir. Örneğin Sanayi Devrimi'nin tren, elektrik ve radyo gibi teknolojileri komünist diktatörlükler, faşist rejimler ya da liberal demokrasiler kurmak için kullanıldı. Güney Kore ve Kuzey Kore'yi ele alalım: İki ülkenin de aynı teknolojiye erişim imkânı bulunsa da teknolojiyi tamamen farklı şekillerde kullanmayı tercih ettiler.
Sayfa 413
İnsanmerkezci dünya görüşünün yerini verimerkezci bir yaklaşıma devretmesi, tıpkı tüm önemli devrimler gibi sadece felsefi değil uygulamaya dönük bir devrimle gerçekleşecek. "İnsanın Tanrı'yı icat ettiğini" söyleyen hümanist görüş önemliydi çünkü uygulamaya dönük geniş kapsamlı imalar taşıyordu. "Organizmalar birer algoritmadır" diyen Dataist görüş de aynı ölçüde önemli çünkü günden güne uygulamada karşılık bulmaya başlıyor. Fikirler dünyayı davranışları etkileyebildiği ölçüde değiştirebilir.
Sayfa 407