Sabah zili, uyandım ki her şey bambaşka: Pencerenin ardı, cam tavanın, duvarların ardı her yer sis. Bulutlar çıldırmış, her zamankinden bir an daha ağır, bir an daha hafif, bir an daha yakın; yer ile gök arasındaki sınır yok olmuş; her şey uçuşuyor, eriyor, dökülüyor, tutunacak hiçbir şey yok.
Birisi size gölgeniz sizi görüyor, her an görüyor, deseydi. Anlayabilir misiniz? O anda üzerinize tuhaf bir his çöker: Kollarınız artık size yabancılaşır, sizi rahatsız eder; ben de kollarımı adımlarımla uyumsuz halde budalaca sallarken buluyorum.