Peki ama yazmanın amacı, herhangi bir psikolojik sosyolojik açıklamaya indirgenemeyecek ve önyargılı bir fikrin ya da kanıtlamaya değil, bir anlatının sonucu olan şeyleri, hatta tek bir şeyi gün yüzüne çıkarmak değilse nedir? Anlatıda açılan kırışıkların arasından ortaya çıkan ve meydana gelen olayları, ne olduğunu ne yaptığımızı anlamamıza bunlara katlanmamıza yardımcı olabilecek bir şey değilse nedir?
Yaşanan şeylerin, yaşadıklari andaki sersemletici gerçekliği ile yaşanmış olanın yıllar sonra büründüğü tuhaf gerçek dışılık arasındaki uçurumu keşfetmek.