“Eskiden bizim buralarda böyle insanın içini ısıtan bir kuş öterdi çocuklarımızın hepsi 15 yaşındakiler bile savaşa sürülünce hiçbiri de geri dönmeyince o kuş sesini kesti”
Günde üç kez güneşe döner dua ederler dedim onların bizim gibi bellenmiş dualarıda yok her isteyen çoluk çocuk genç yaşlı olsun şey olsun emir olsun herkes güneşin karşısına geçer içinden o anda ne geçiyorsa güneşe söyler belkide insan soyunun şimdiye kadar söylediği en güzel dualar bunlardır belki de en güzel türküler en güzel şiirler bu dualardan çıkmıştır belki de Mezopotamya’nın bütün destanlarının temelinde bu dualar vardır
Yezidi kırımlarını anlatırken o koskocaman hüzünlü ceren gözleri kısılıyor kapanıyor acı içinde çırpınıyor “Fırat” diyordu “Fırat günlerce aylarca insan ölüleriyle doldu taştı. Fırat suyu kan akıyor baksana…”
Birden bire suyun gümbürtüsü durdu at Şah’a kalktı dağ pespembe oldu pembe gölgeler ovanın üstünü örttü Akdeniz mavi de tütüyordu ışıklar şırıldıyordu yağmur yağıyordu pespembe Şah’a kalkmış kır at kişniyordu