Zeliha Demirci

10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2024 50. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2024 12:54
"Altın yumurtlayan tavuk konumundaki o işçiler, başkaları için altın üretmenin dışında da yaşam biçimleri olduğu bilincini henüz kazanmamışlardı." Olaylar 1940 yılında Güney Afrika’nın İngiliz sömürgesindeki Rodezya’da (şimdilerde adı Zimbabve) geçiyor. Roman çiftlik sahibi Dick Turner’ın eşi Mary Turner’in siyahi uşakları Moses tarafından öldürülmesi hakkından bir gazete haberi ile başlar. Öldürme sebebi olarak hırsızlık haberi gerçeği yansıtmamaktadır ve çevrenin olayın gerçek nedeni ile ilgilenmediklerine olayı ört pas etmeye meyilli olduklarına şahit oluruz. Bundan sonra Mary’ye odaklı bir okuma ile bu duruma nasıl gelindiğini okumaya başlarız. Mary evliliği düşünmeyen, arkadaşlarıyla, işiyle, çevresiyle uyumlu ve huzurlu bir hayat sürmektedir. Bir gün arkadaşlarının kendisi hakkında alaycı konuşmalarına kulak misafiri olur. Bunun üzerine şehre iş için gelen, kendisi de yalnızlıktan mustarip olan Dick in evlilik teklifini kabul ederek sahibi olduğu çiftlikte yaşamak üzere şehri terk eder. Dick ve Mary nin soğuk ve mesafeli evlilikleri, çevrelerinden izole bir düzen, çiftlikteki başarısız ve yanlış kararlar, Mary nin çocukluk travmalarının yüzeye çıkması ile birlikte Mary'nin aşama aşama psikolojik çöküşü başlar. Tüm bu açığa çıkan gerilimini, iğrenme ve nefretini yerlilerden çıkarmaya başlar. Irkçılık, sömürgecilik, cinsiyet ve sınıf ayrımı, beyazların kendi çıkarları uğruna nasıl bir sömürü düzeni kurdukları, başkalarının geleneksel ahlak yapısı ve yargılarının baskısının sonuçları, toplumda saygın bir yer edinmek için gerçeğe gözlerini kapatmak hakkında söyleyecek çok sözü olan kısa ama katmanlı bir kitap. Çevre ve psikolojik analizleri betimlemeleri muazzamdı. Tüylerim diken diken olarak okudum. İlk kitap için büyük başarı olduğunu düşünüyorum. Tabi ki çok
Türkü Söylüyor OtlarDoris Lessing · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023708 okunma
Reklam
10/10
·334 syf.··
Beğendi
·
2024 53. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2024 00:00
“Elinde tutabildiğin her şey senindir. Mülk, köle, kıta senindir. Amerika’nın buyruğu buydu.” #yeraltıdemiryolu @colsonwhitehead 2016 de yayımlanan okuduğum ilk kitabıydı. Kitap 2017 Pulitzer ödülünün yanında kazandığı birçok ödülleri de sonuna kadar hak eden bir roman. Güneyde bir pamuk plantasyonunda doğmuş Cora’nın kaçış hikayesine odaklanıyoruz. Cora’nın Annesi de aynı yerde köleymiş ve Cora’yı bırakarak kaçmış. Burası Randall Plantasyonu; ırkçılıkla ilgili aklınıza gelebilecek her türlü işkence, eziyet, tecavüz ve sömürünün karşılığı olarak düşünün. Cora burada köle olan Caesar’la birlikte ırkçı karşıtı beyaz birinin yardımıyla yeraltında gizli bir demiryolu trenini kullanarak kaçarlar. Okurken bana Victor Hugo’nun Sefiller romanında ki Javert’i hatırlatan acımasız karakterimiz köle avcısı Ridgeway, takıntılı bir hırsla Cora’nın peşine düşer. Çünkü yıllar önce Cora’nın annesi Mabel’in de peşine düşmüş ama onu yakalayamamıştır. Mabel’in kaçışı hakkındaki gerçeği sonlarda okuyoruz (sonu aklıma gelmişti). Irkçılıkla ilgili şimdiye kadar okuduğum tüm romanlar içinde bu kitap üst sıralara yükseldi. Yürek burkan, okunması ve hazmetmesi zor, hiç elbise satın alamamış, hiç doktora gitmemiş, hiç aşık olmamış, savaşçı karakterimiz Cora’nın tuzaklarla ve zorluklarla dolu kaçış hikayesini okurken yazar duygu sömürüsü yapmadan yalın bir dille, Amerika’nın karanlık kölelik dönemi tarihine gerçekçi bir bakış sunuyor. Kitapta Bağımsızlık bildirgesini ezberden okuyan köle Michael’in bildirgede ki “bütün insanlar eşit yaratılmıştır” cümlesini yazarın birkaç kez kurgu içinde geçirmesi oldukça ironikti. Merak uyandırıcı, temposu hiç düşmeyen, düşündürücü ve etkileyici bu kitabı çok severek okudum. Herkese çok tavsiye.
Yeraltı DemiryoluColson Whitehead · Siren Yayınları · 20171,251 okunma

Zeliha Demirci

, bir kitap okudu
10/10
·334 syf.··
Beğendi
·
17 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2024 00:00
·
2024 53. kitabı
Colson Whitehead
8/10 · 1.251 okunma
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2024 58. kitabı
·
141 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2024 15:18
"Mitolojik kahramanın geçişi şans eseri yer üstünde olabilir; aslındaysa içe doğrudur.” Ocak ayından itibaren #mineilebirlikteokuyoruz grubumuzla okumaya başladığımız #josephcampbell #kahramanınsonsuzyolculuğu maceramız bu ay itibariyle bitti ama kesinlikle tekrar okunması gereken kitaplardan. Kitabı bitirince hemen düşüncelerimi paylaşmak istedim. Dikkat edin yorum demiyorum. Böyle bir kitap için yorum yapmak beni aşar. Bende kalan hislerime kitapta birkaç kez geçen bir alıntıyla başlamak istiyorum, çünkü bu alıntı kitabın ana fikri olabilir. "Tüm evrende kaybolan bir şey olmadığından emin olun; çeşitlenir ve biçimini yeniler.” Buna göre; Epilog bölümü hariç dört bölümden oluşan bu eseri tek cümle olarak ifade etmek istersem; insanın yaşam döngüsü boyunca, evren ve tanrı yasalarına uyarak kendi özünü bulma yolculuğuna çıkması diyebilirim. Öz nedir? İnsanoğlu dünyada cinsiyet, yaş, meslek, doğduğu toplum ve aile, gibi imgelerle sınırlandırılmıştır ama bunlar özümüz değil sadece giydiğimiz kostümlerdir. Benliğimizi bu süslerden arındırarak bireysel ve dünyevi öze ulaşma yolculuğumuz yaşama gelme amacımızdır. İşte bu kitapta Joseph Campbell mitolojik efsane ve hikayelerle, mistik ve büyük dünya dinleriyle, bir çok filozof ve psikologların görüşleriyle destekleyerek, bu yolculuğa çıkma cesareti, yolculukta karşımıza çıkan tehlikeleri aşma gücü, kendini keşfetme ve geliştirme çabası, bu yolculuğa çıkmak için içsel çağrıyı kabul etmemiz gibi yaşam ve benlik yolculuğumuzun aşamalarını anlatarak teorik olarak bizi sınavlardan oluşan bu maceralı yolculuğa çıkarıyor. "Kişisel sınırları aşmanın acısı, ruhsal büyüme acısıdır” diyor Campbell. Karar veren, mesajları görebilen ve cesaret edenler için rehber niteliğinde bir kitap. Zor ama ne kadarını hayatımıza, benliğimize ve
Kahramanın Sonsuz YolculuğuJoseph Campbell · İthaki Yayınları · 20171,178 okunma