A.

A.
Martin ama Edemeyen Que sera sera... Film Arşivim: simkl.com/7456051/movies/...
Bir takım zıvanadan çıkmacalar
Şikayet etmek ve eleştirmek en sevmediğim tavır ve hallerdir ama ülkemizdeki ilişki deseni beni gerçekten delirtiyor. Kimse birbirinin hayatında kıymet vermek, doğruyu yapmak ve birbirinin hayatını daha iyi bir hale getirmek misyonuyla bulunmuyor. İster karşı cins ile ilişki, ister dostluk, ister aile bireyleri arası isterse iş ilişkileri, insanlar birbirinin hayatında onu ezerek yada ondan faydalanarak ego tatmini yapmak için bulunuyor. Menfaat bile değil bu ya menfaatini düşünen bir süt satıcısı bile ineğini en iyi şekilde besleyip ondan yüksek verimle nemalanır. İnsanlar menfaatlerini düşünecek kadar bile akıllıca davranmıyorlar ülkemizde birbirlerine. Nefret, ezilmişlik aktarımı ve kurtulması ile bu rezil zinciri devam ettirip kendisine yapılanları aynıyla başkalarına aktararak maruz kaldıkları güçsüzlük ve ezilmişlik hissini bu sefer denklemin öbür tarafında bulunarak sönümlemeye çalışıyorlar. Bir de en rezillerinden biri sürekli birilerinin kendilerini o hale getirdiklerini iddia etmeleri. Hiçbir hırsız insanlık tarihindeki ilk hırsız olduğunu itiraf edecek hali yok, en şerefsiz hırsıza sorsan da herkes çalıyorken çalmamanın enayilik olduğuna inandığı için yaptığını söyler. Ya da en şerefsiz en karaktersiz en alçak insanlara, aldatan,kıymet vermeyen yada ego bombası olanlara sorsan bunların "Hayatın gerçekleri" olduğunu ve kendilerini bu hale hayatın ve insanların getirdiğini iddia ederler. Hiç kimse hiçbir iyiliğe sınanmadan gerçekten sahip olamadığı gibi tüm kötü hasletler de zaten kötü durumlarla karşılaşıldığında ortaya çıkar ve zaten bir şerefsiz olmamak demek şerefsizliğe maruz kaldığında da şerefsizlik yapmamakla ispatlanabilir. Eşyalar kullanılıp insanlar kıymet göreceğine insanlar harcanıyor ve eşyalar kıymet görüyor. İnsanı etiyle kemiğiyle bilinç
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tartışmasız bilgilere bayılıyorum
İyiyim yani, bir problemim yok hiçbir şeyle. Kalan zamanımın tadını çıkarıyorum. “Bundan beş yıl sonra kendini nerede görmek istersin?” diye sorarlar ya bazen, bunu hiç düşünmüyorum mesela. Nerede olduğum önemli değil çünkü. Nerede olursam olayım, kıkır kıkır gülerken bulmak istiyorum ben kendimi. Aklım fikrim serserilikte. İnsanlar genellikle benim çok şey bildiğimi sanıyorlar... Halbuki gerçekten de, gülmekten başka tek bir yol bile bilmiyorum Osman. Bir de şunu biliyorum, her şeyin bir sonu var. Tartışmasız bir bilgi bu da, tartışmasız bilgilere bayılıyorum.
kendime kendimin en kral arkadaşı muamelesi yapıyorum
İşte o gece bir güzel konuştum kendimle. Dedim, “Kızım olay nedir?” Dedi, “Böyle böyle.” Dedim, “Ne yapmayı düşünüyorsun, bu şekil durup üzülecek misin?” Dedi, “Bilmiyorum, başka yolu var mı?” “Var,” dedim, “var”, tane tane anlattım bütün yolları. Bir güzel dinledi. Önce hepsi zor geldi tabii, hepsi için belli bir efor gerekliydi, hiçbirine halim yokmuş gibi hissediyordum kendimi. Ama fizik yasaları dedim, entropi dedim, matematik dedim. Felsefe dedim, evrim dedim, denge dedim. Aklıma ne geldiyse sayıp döktüm ispatlamak için. Bilimi, tüm mızıldanmalarıma siper ettim. Epey etkileyici konuştum açıkçası. Yağmurun altındayım bir de böyle, ıslanmışım, şimşekler vuruyor yüzüme... Bir hoş oldu içim. Mümkün olsa kendimi kendi dudaklarımdan öpecektim. “Halledebilir miyim sence?” dedi. “Halledersin,” dedim, “hem ben seninle her yere gelirim”... İnandım kendime inanır mısın? Onu diyorum işte, kendine inanırsan da kurtulursun Osman. O günden beri kendime kendimin en kral arkadaşı muamelesi yapıyorum anlayacağın. Acıkınca canı ne isterse onu ısmarlıyorum, bunalınca çıkıp bir hava aldırıyorum, kafası bozuksa içmeye gidiyoruz beraber, ağlamaya başlarsa bir komiklik yapıp güldürüyorum filan. Çok eğleniyoruz biz. İnsan bir dertle boğuşurken hiç geçmezmiş gibi hissediyor ya, o gece, hava bunaltıcı bir sıcaktan şiddetli bir fırtınaya dönünce, işlerin de nasıl şak diye değiştiğini tüm hücrelerimle gördüm işte. Kendimi de şimşekler altında iyice gördüm. Bu yüzden gönül rahatlığıyla diyebilirim ki, valla iyi ki doğmuşum be Osman.
Bu gezegenin etrafındaki 365 günlük bir turumu daha tamamlıyorum bu ay. Bunun gibi nicesini geride bıraktığıma kim inanır? Vallahi ben bir türlü inanmıyorum. Şikâyet ettiğimden değil. Aksine, badirelerin çoğunun ardımda kaldığını düşünüyorum. Atlattım yani, atlatmış insan rahatlığı çöktü üstüme yemin ederim. Bu kafaya gelmenin bedeli gençlikle ödeniyorsa eğer, birkaç kırışıklığın lafını etmek zaten bana yakışmaz Osman.