Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Akşamları günlük bit ayıklayışımız sırasında, kendi çıplak bedenlerimizi göstererek, şöyle düşünüyorduk; işte bu vücut, benim vücudum, bir cesetten başka bir şey değil. Bana ne oldu? Şu büyük insan kitlesinin ... dikenli tellerin arkasında, birkaç toprak barakaya tıkılan,cansız olması nedeniyle her gün belli bir bölümü çürümeye başlayan bu kitlenin etinin bir parçası olmaktan öte bir şey değilim
Birkaç haftalık kamp yaşamından sonra acı çekenler, can çekilenler ve ölümler öylesine sıradan şeyler olur ki, bunlar, tanıklık eden bir tutukluyu artık etkilemez olur
...
En hafif bir gürültüyle uyanacak kadar uykusu hafif olan birisi, kulağının dibinde gürültüyle horlayan bir yoldaşa yaslanıp deliksiz bir uyku çekebiliyordu.
Şimdi bize, insanı kabaca her şeye alışabilen bir varlık olarak tanımlayan Dostoyevski'nin sözlerinin doğru olup olmadığı sorulacak olursa, cevabımız, "evet, insan her şeye alışabilir, ama nasıl olduğunu bize sormayın," olacaktır. Psikolojik araştırmalarımız henüz oraya gelmedi; biz tutsaklar da o noktaya ulaşmış değildik. Henüz ruhsal tepkimizin ilk evresindeydik.