Aslı Durudeniz

Aslı Durudeniz
@Demirasli
Giresun Kitap Kulübü Tanrım, bana kitap dolu bir ev, çicek dolu bir bahçe ver.
Cemile – Cengiz Aytmatov
Puan vermedi·80 syf.··
2026 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 13:25
Cemile uzun zamandır merak ettiğim kitaplardan biriydi. Özellikle Fransız yazar Louis Aragon’un bu eser için “Dünyanın en güzel aşk hikâyesi” dediğini duyunca beklentim oldukça yükselmişti. Ancak kitabı bitirdiğimde, açıkçası vaat edilen o büyük aşkı hissedemedim. Kitabın dili, atmosferi ve savaş yıllarındaki köy yaşamının anlatımı oldukça güzeldi. Cengiz Aytmatov’un sade ama etkileyici anlatımını okumaktan keyif aldım. Kendimi bozkırın ortasında, o köyün içinde hissettim. Ancak aşk kısmına geldiğimde aynı etkiyi yaşadığımı söyleyemem. Belki birçok okur Cemile ile Danyar arasındaki ilişkiyi büyük bir aşk olarak görebilir ama ben o duyguyu alamadım. Cemile’nin eşi Sadık cephedeyken başka birine karşı duygular geliştirmesi bana romantik gelmedi. Ortada fiziksel bir aldatma uzun süre yokmuş gibi görünse de zihnen ve kalben eşinden uzaklaşmış olması beni hikâyeden biraz kopardı. Bu yüzden okurken Cemile ve Danyar’ın aşkına kapılmak yerine, yaşananları daha farklı bir açıdan değerlendirdim. İlginç olan şu ki, kitapta beni en çok etkileyen karakter Cemile değil, hikâyeyi anlatan küçük kayınbiraderi Seyit oldu. Seyit’in Cemile’ye duyduğu hayranlık, onun mutluluğunu kendi mutluluğunun önüne koyabilmesi ve olaylara bakışı bana çok daha samimi ve gerçek geldi. Hatta kitabın en dokunaklı tarafı benim için Seyit’in büyüme hikâyesiydi diyebilirim. Yine de kitabı kötü bulduğumu söyleyemem. Kısa olmasına rağmen üzerine düşündüren, farklı yorumlara açık bir eser. Sadece ben, “dünyanın en güzel aşk hikâyesi” olarak sunulan bu romanda o büyük aşkı bulamadım. Buna rağmen Aytmatov’un anlatımı, atmosfer kurma başarısı ve Seyit karakteri sayesinde keyifle okuduğum bir kitap oldu. Bazen bir kitabı sevmek için onun ana fikrine tamamen katılmak gerekmiyor; Cemile de benim için tam olarak
CemileCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 201944,6bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dokunmadan – Nermin Yıldırım
Puan vermedi·352 syf.··
2026 17. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 17:07
Nermin Yıldırım’ı daha önce Ev kitabıyla tanımıştım ama Dokunmadan benim için bambaşka bir okuma deneyimi oldu. Adalet’in iç dünyasındaki karışıklıklar, kendini bulma arayışı ve çıktığı tüm yolların sonunda yine kendine varması beni çok etkiledi. Bu kitapta kendimden çok şey buldum. Bazen böyle kitaplar okuduğumda dünyada yalnız olmadığımı hissediyorum. “Yazar bunu yazdığına göre belki o da böyle hissetmiştir,” diye düşünüyorum. Kitabın ilerleyişi ve yazarın dili ayrıca çok etkileyiciydi. Uzun zamandır beni hem edebi anlamda doyuran hem de hikâyesiyle bu kadar içine çeken bir kitap okumamıştım. Özellikle eski kelimeler kullanması, bazılarını açıp anlamlarına bakmak zorunda kalmam ayrı bir keyif verdi. Dilin zenginliği ve anlatımın gücü kitabı benim için daha da özel kıldı. İçeriği hakkında spoiler vermemek adına çok fazla detaya girmek istemiyorum ama çocukluk travmalarımızın ve geçmişte yaşadıklarımızın yetişkin hayatımızı nasıl şekillendirdiğini çok güzel örneklerle görüyoruz. Adalet’in hayatını okumak, onun yaşadıklarına tanıklık etmek benim için çok keyifliydi. Bir diğer etkilendiğim nokta ise aşkın anlatılış biçimiydi. Kitapta çok yoğun bir aşk hikâyesi yok aslında. Ancak Adalet’in Sadi Seber’le tanışması ve birlikte geçirdikleri o kısacık zamanda hissettiği heyecan beni gençlik yıllarıma götürdü. Uzun zamandır bir kitap karakterinin duygularını bu kadar içimde hissetmemiştim. İlk gençlik dönemlerindeki o tatlı telaşı, heyecanı ve kalp çarpıntısını bana yeniden hatırlattı. Bu yüzden Adalet’in yaşadıklarını okumak benim için çok özel bir deneyime dönüştü. Yazara bu deneyim için teşekkür ediyorum. Okumadıysanız mutlaka şans vermeniz gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Herkesin kendinden bir parça bulabileceği, düşündüren, hissettiren ve uzun süre akılda kalan
DokunmadanNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 202511,6bin okunma
9/10
·248 syf.··
2026 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:22
Kendiliğini Bulma Yolculuğu: Altı Harfli Bir Tatlı Şermin Yaşar’ın daha önce birçok kitabını okumuş bir okur olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki; onun dili o kadar içten, o kadar bizden ki, bu topraklarda büyüyüp de onun kaleminde kendinden bir parça bulamayacak tek bir insan yoktur diye düşünüyorum. Son kitabı Altı Harfli Bir Tatlı’yı da sadece gecelerimi ayırarak, adeta yutarcasına iki günde bitirdim. "Altı Harfli Bir Tatlı", dışarıdan bakıldığında sıradan görünen ama derinlerine indikçe hepimizin hayatına dokunan çocukluk travmalarını, aile içi dinamikleri ve ebeveynlerimizi —annemizi, babamızı— anlama çabamızı muazzam bir kurguyla ele alıyor. Kitabı okurken hikayenin içine o kadar girdim, karakterleri o kadar derinden hissettim ki anlatamam. Zaman zaman içimdeki o tanıdık korkuyla yüzleştim: "Acaba ben de ileride bir Selime teyze mi olacağım?" dedim. Bazen de Meltem’in hissettiği bütün o iniş çıkışları, kırgınlıkları ve sorgulamaları bizzat yaşayarak, adeta onun duygularına girip çıkarak kitabı gözyaşları içinde noktaladım. Kitap bana şunu bir kez daha çok güçlü bir şekilde hissettirdi: Hayatta bazen sevilmediğimizi, değer görmediğimizi düşündüğümüz bir andan ya da bir yerden geçebiliriz; ama biliriz ki o an, aslında yanlış zamanda, yanlış yerde ve yanlış kişilerleyizdir. İşte tam da bu yüzden hayatta umutsuzluğa asla yer olmamalı. Çünkü o yanlış duraktan ayrılıp, çok sevildiğimizi ve sarmalandığımızı hissettiğimiz bambaşka bir yerde, doğru insanlarla yolumuza pekâlâ devam edebiliriz. Yazar, kuşaklar arası çatışmaları işlerken bize bu umudun kapısını da aralıyor. Spoiler vermeden hislerimi aktarmak gerekirse; bu roman sadece bir hikaye anlatmıyor, okurun kendi içine bakması ve içindeki umudu yeşertmesi için bir ayna tutuyor. Umarım herkes bir gün o geçmişin
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
6/10
·656 syf.··
2026 4. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 16:19
Sırların Sırrı okurken aklımda hep şu vardı: Dan Brown gerçekten temposunu korumayı çok iyi biliyor Kitap yalnızca 24 saatlik bir süreci anlatmasına rağmen olay örgüsü o kadar hızlı ve katmanlı ilerliyor ki zaman kavramını siz de kaybediyorsunuz. Elinize aldığınızda en az 100 sayfa okumadan bırakmak gerçekten zor Akıcılığı tartışılmaz derecede güçlü. Ama dürüst olmak gerekirse, Da Vinci’nin Şifresi bende daha büyük bir etki bırakmıştı Belki ilk okuma heyecanıydı, belki konusu bana daha yakındı ama o kitabın temposu ve atmosferi beni daha fazla sarmıştı. Bu yüzden Sırların Sırrı’na başlarken beklentim yüksekti. Bu kitapta bilinç dışı, deneyler ve zihnin sınırları üzerine yapılan anlatımlar oldukça yoğun. Yazarın bu konularda ciddi bir araştırma yaptığı çok belli Mekân tasvirleri, semboller, bilimsel göndermeler… Hepsi büyük bir birikimin ürünü. Gerçekten bu kadar detaylı bir bilgi akışını kurguya yedirebilmek ciddi bir emek istiyor. Bu anlamda hayran kalmamak mümkün değil. Ancak konu olarak bilinç dışı ve deneyler benim çok ilgi alanıma girmediği için bazı bölümlerde biraz yorulduğumu hissettim Tempo düşmese bile zihinsel olarak yoran bir tarafı vardı. Merak unsuru hep canlı kalıyor ama okurken “tamam, anladım” dediğim yerler de oldu. Yani benim için aşırı sürükleyici bir favori olmadı ama kesinlikle zayıf da değildi. Kitabı kulüpte okumak ise ayrı bir güzellikti Özellikle bir arkadaşımızın bu konulara özel ilgisinin olması ve birçok not alarak gelmesi beni çok etkiledi. Onun yorumlarını dinlerken, benim çok ilgimi çekmeyen bazı kısımların aslında ne kadar derin olduğunu fark ettim. Bu da kitabın aslında meraklısı için çok daha etkileyici olabileceğini gösterdi Genel olarak baktığımda; çok beğendim diyemem ama hakkını teslim ederim. Orta seviyede ama güçlü
Sırların SırrıDan Brown · Altın Kitaplar · 20254,053 okunma