Birleşik bir parti olarak olarak Mustafa Suphi liderliğinde kurulan TKF’nin Bolşeviklerin de desteğiyle Milli Mücadele döneminde oldukça önemli bir siyasal aktör haline gelmesinin azımsanamayacak bir olasılık olduğu ortada. İştirakiyun Teşkilatları Kongresi’ne katılan çevreler temel alınırsa TKF’nın Trabzon ve Erzurum gibi önemli Anadolu şehirlerinde yerel şubeleri olan geniş bir örgütlenme ağı oluşturacağı öngörülebilir. TKF’nin İstanbul’da İştirakiyun Teşkilatları Kongresi’nde temsil bulan, başta İKG ve TKBG gibi grupları bir araya getirebildiği ölçüde geniş bir örgütlenme potansiyeline sahip olduğu da açık. Mütareke döneminin başlarından itibaren İttihatçı, sosyalist ve komünist kesimler arasında gelişen işbirliği süreçleri ve birlikte çalışma pratikleri ekseninde düşünülecek olursa TKF’nin tüm bu ilişkiler ağını kontrol eden sosyalist eğilimlerin yanı sıra anti-emperyalist ve sol görüşlere sempati besleyen radikal İttihatçı unsurlar nezdinde de bir çekim merkezi haline gelebileceği anlaşılıyor, ki TKF’nin kuruluşunu izleyen birkaç ay içinde Millî Mücadele içinde yer alan sol eğilimliler kademeli olarak tasfiye edilmiş, 28-29 Ocak 1921’de Mustafa Suphi ve yoldaşları katledilmiştir.
Mütareke döneminde birlik siyaseti sadece sosyalist gruplarla sınırlı kalmamıştır. İstanbul’un İtilaf devletleri tarafından 16 Mart 1920’de resmî olarak işgal edilmesinden kısa bir süre sonra kurulan, büyük oranda TİÇSF kadrolarını içeren, Dr. Şefik Hüsnü (Deymer) liderliğindeki İstanbul Komünist Grubu (İKG), o dönem İstanbul’da faaliyet göstermekte olan komünist çevrelerden yalnızca biridir. Bu çevre adına Bakü’de düzenlenen Türkiye İştirakiyun Teşkilatları Kongresi’ne katılan Ethem Nejat ve (Hilmioğlu) Arap İsmail Hakkı, burada Türkiye’de faaliyet gösteren ve kongreye katılan komünist çevrelerin tek bir parti çatısı altında birleşmesine dair oybirliğiyle kabul edilen bir teklif verir. Bu parti, Mustafa Suphi liderliğindeki Türkiye Komünist Fırkası’dır (TKF).
Dolayısıyla TKF, her şeyden önce birleşik bir komünist örgütlenme olarak değerlendirilmelidir.
Mütareke dönemi İstanbul’unda 1919 gibi erken bir tarihte Türkiye Sosyalist Fırkası, Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası (TİÇSF) ve Sosyal Demokrat Fırka yaklaşmakta olan seçimler için başarısızlıkla sonuçlanan bir ittifak girişiminde bulunmuştur. Bu girişim içinde Mesai Fırkası .evresinde örgütlenen, özellikle İmalat-ı Harbiye ve kamu fabrikalarında, mavnacılar ve hamallar arasında taban bulan eski İttihatçıların da boy gösterdiği anlaşılıyor.