İnsan bazen geçmişi yaşamaz…
Geçmiş, insanın içinde yaşamaya devam eder.
Aynı sahne döner durur zihninde;
aynı cümleler, aynı sessizlik, aynı kırılış…
Defalarca, tekrar tekrar,
sanki zaman hiç ilerlememiş gibi.
Oysa insanı tüketen şey geçmişin kendisi değildir.
Çünkü yaşanmış olan çoktan olup bitmiştir.
Asıl yoran, zihnin o enkazın içinde dolaşmayı bırakmamasıdır.
Bir kapısı kapanmış anının önünde
geceler boyu nöbet tutmasıdır.
Bazı acılar unutulmadığı için değil,
sürekli yeniden yaşatıldığı için ağırlaşır.
İnsan bazen yarasını iyileştirmez;
onu düşünerek, büyüterek,
kendi içinde tekrar tekrar kanatır.
Ve bir gün anlar ki…
Geçmişin zinciri, yaşanan olayda değil;
onu bırakmayı reddeden zihindedir.
Çünkü bazı insanlar hatıraların esiri olur,
bazılarıysa onları gömüp yürümeyi öğrenir.
Gerçek özgürlük unutmak değildir aslında;
artık canını acıtan şeye
dönüp bakma ihtiyacı hissetmemektir.