Yusuf demir

Yusuf demir
@Demmiryusuff
Paylaştığım ve kayda aldığım etkinliklerim uzun süreli stoklamalar ve haftalarca süren incelemeler sonucu toplu olarak kayıt amaçlı paylaştığım kaynaklardır Sevgiler saygılar
Mali müşavir
Felsefe/İşletme/Tarih/Spor bilimleri/Tıbbi sekreterlik
47 okur puanı
Şubat 2024 tarihinde katıldı
kişisel inceleme
10/10
·74 syf.··
2026 4. kitabı
Dönüşüm, insanın bir sabah uyandığında kendini dev bir böceğe dönüşmüş olarak bulmasıyla başlayan basit bir olay gibi görünür. Ama Kafka’nın asıl derdi fiziksel bir dönüşüm değil, insanın toplum içindeki değerinin nasıl koşullu ve kırılgan olduğudur. Gregor Samsa’nın yaşadığı şey aslında bir “canavarlaşma” değil; insanlığın görünmez hale gelmesidir. Ailesi için yıllarca çalışan, sorumluluk taşıyan biri, işlevini kaybettiği anda bir “yük”e dönüşür. Kafka burada acımasız bir netlik kullanır: Sevgi bile çoğu zaman çıkarla iç içedir. Kitapta en rahatsız edici nokta, Gregor’un böceğe dönüşmesi değil, bu duruma verilen tepkilerin olağanlığıdır. Aile yavaş yavaş ondan uzaklaşır, sonra utanır, sonra tamamen yok sayar. Bu süreç, modern insan ilişkilerinin soğuk tarafını çok sade ama ağır bir şekilde yüzümüze çarpar. Kafka’nın dili süslü değildir ama tam tersine bu sadelik, anlatıyı daha da sert yapar. Olayın absürtlüğüyle anlatımın sakinliği arasındaki kontrast, okurda sürekli bir iç sıkışması yaratır. Sonuç olarak “Dönüşüm”, sadece bir bireyin değil, bir insanın “işe yaradığı sürece var olması” fikrini sorgulayan bir metindir. Okuyunca geriye fantastik bir hikâyeden çok, insan ilişkilerine dair rahatsız edici bir gerçek kalır.
1000Kitap
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
kişisel inceleme
10/10
·148 syf.··
2026 3. kitabı
Darwin benim için hem öğretici hem de gerçekten merak uyandıran bir kitap oldu. Normalde bilimsel içerikli kitaplar bazen fazla teknik olup insanı yorabiliyor ama bunda öyle hissetmedim. Bilgiyi daha anlaşılır ve akıcı vermeyi başarmış. Jean-Baptiste de Panafieu kitabı sadece kuru bilgi vermek için yazmamış gibi geldi bana. Daha çok Darwin’in düşünce yapısını, nasıl gözlem yaptığını ve neden bu kadar önemli biri olduğunu anlatmaya çalışıyor. Bu yüzden kitap sadece “evrim nedir?” kısmında kalmıyor, aynı zamanda bir insanın dünyayı değiştiren bir fikre nasıl ulaştığını da gösteriyor. Charles Darwin hakkında önceden az çok bilgi sahibi olmama rağmen kitap bazı şeylere farklı bakmamı sağladı. Özellikle Darwin’in yıllarca gözlem yapması, acele etmemesi ve sürekli sorgulaması baya dikkatimi çekti. Adam direkt “ben buldum oldu” demiyor; tam tersine sürekli emin olmaya çalışıyor. Bu tarafı bana daha samimi geldi. Kitapta en çok hoşuma giden şey, bilimin “kesin cevaplar veren” bir yapı gibi değil de sürekli araştıran ve gelişen bir süreç olarak anlatılması oldu. Çünkü çoğu insan bilimi sadece sonuç sanıyor ama burada o sonuca giderken geçen düşünme süreci de baya hissediliyor. Açık konuşayım, bazı bölümlerde tempo biraz düştü. Özellikle daha teknik açıklamaların olduğu yerlerde dikkatimi toparlamam gerekti. Ama kitap genel olarak kısa olduğu için bunaltacak seviyeye gelmiyor. Bir de şu hoşuma gitti: Darwin’i ne aşırı yüceltmeye çalışıyor ne de sadece tartışmalı biri gibi gösteriyor. Daha dengeli bir anlatım var. Bu yüzden okurken propaganda hissi almadım, daha çok bilgi edinme hissi oluştu. Okurken bazen şunu düşündüm: İnsan gerçekten çevresine dikkatli bakınca ne kadar çok şey fark edebilir. Çünkü Darwin’in yaptığı şeyin temelinde aslında inanılmaz bir gözlem gücü var. Bu da
1000Kitap
DarwinJean-Baptiste de Panafieu · Bgst Yayınları · 201931 okunma
kişisel inceleme
Puan vermedi
Yalnız Gezenin Düşleri benim için sakin ama içten içe yoğun bir kitaptı. Okurken sürekli büyük olaylar olmuyor, hatta bazı bölümlerde sadece düşünceler ve gözlemler var ama buna rağmen insanı içine çekmeyi başarıyor. Sanki biriyle uzun bir yürüyüşe çıkmışsın da o kişi sana hayatını, kırgınlıklarını ve düşüncelerini anlatıyormuş gibi hissettiriyor. Jean-Jacques Rousseau burada klasik anlamda bir hikâye anlatmıyor aslında. Daha çok kendi iç dünyasını açıyor. Bu yüzden kitap bazen günlük gibi, bazen de uzun bir iç konuşma gibi geliyor. Benim en çok hoşuma giden tarafı da bu samimiyet oldu. Çünkü bazı düşünceler öyle süslenmeden anlatılmış ki, okurken gerçek hissediyorsun. Kitap boyunca yalnızlık hissi çok baskın. Ama bu karanlık, boğucu bir yalnızlık değil sadece. Daha çok insanlardan yorulmuş birinin kendi içine çekilmesi gibi. Bazı yerlerde Rousseau’nun insanlara kırgın olduğunu baya hissettim. Özellikle yanlış anlaşılma ve dışlanma hissi sürekli arka planda duruyor. Açık konuşayım, bazı bölümlerde tempo baya düştü benim için. Çünkü kitap olay odaklı ilerlemiyor. Daha çok düşünce üzerine kurulu olduğu için okurken dikkat istiyor. Bir anda okuyup geçilecek bir kitap değil. Hatta bazı sayfalarda durup düşünmek gerektiğini hissettim. Bu yüzden akıcılığı her zaman aynı değildi ama verdiği his güçlüydü. Doğa ile ilgili anlattığı kısımlar çok hoşuma gitti. Özellikle yalnız yürüyüşler sırasında hissettiği huzuru anlatışı baya samimiydi. Orada insan şunu fark ediyor: Bazen insan kalabalıkların içinde değil, yalnız kaldığında kendini daha net duyabiliyor. Kitabı okurken ara ara kendimi de düşündüm. Özellikle insan ilişkileri konusunda… Çünkü Rousseau’nun bazı kırgınlıkları ve insanlardan uzaklaşma isteği bana fazla gerçek geldi. Hani insan bazen kalabalığın içinde bile yalnız
1000Kitap
Yalnız Gezenin DüşleriJean-Jacques Rousseau · Bordo Siyah Yayınları · 20045bin okunma
kişisel inceleme
10/10
·64 syf.··
2024 94. kitabı
Tolstoy Aforizmalar benim için altını çize çize okuduğum nadir kitaplardan biri oldu. Normalde aforizma kitaplarında bazı sözler havalı durur ama içi boş olur ya, bunda öyle hissetmedim. Birçok cümle gerçekten yaşanmışlık taşıyor gibi geldi. Lev Tolstoy zaten insan ruhunu çok iyi anlayan bir yazar ama kısa sözlerde bunu bu kadar güçlü hissettirmesi baya etkileyiciydi. Bazı cümleler vardı, kısa olmasına rağmen insanı uzun uzun düşündürüyor. Hatta birkaç yerde kitabı kapatıp sadece okuduğum şeyi düşündüm. En çok hoşuma giden şey, sözlerin yapay motivasyon gibi durmaması oldu. Daha çok hayatı gerçekten yaşamış birinin sade ama ağır düşünceleri gibi. Sevgi, ölüm, insanın kibri, yalnızlık, vicdan… baya geniş konular var ama hiçbirinde boş konuşuyormuş hissi vermiyor. Açık konuşayım, bazı aforizmalar direkt vurdu. Özellikle insanın kendini kandırması, mutluluk arayışı ve hayatın geçiciliğiyle ilgili olanlar baya etkiledi beni. Çünkü sadece “güzel söz” gibi değil, gerçek payı çok yüksek şeyler. Kitabın en güzel tarafı bence sürekli okunabilecek bir yapıda olması. Yani bir oturuşta bitirilecek değil de, ara ara açıp birkaç sayfa okununca daha etkili oluyor. Her okuyuşta farklı bir cümle dikkat çekiyor. Bir de şu hoşuma gitti: Tolstoy bazı sözlerinde insanı sert şekilde eleştiriyor ama bunu yukarıdan bakarak yapmıyor. Daha çok “ben de insanım, ben de bunları yaşadım” hissi var. Bu yüzden samimi geliyor. Kısacası Tolstoy Aforizmalar benim için sadece güzel sözlerden oluşan bir kitap olmadı. Daha çok insanın kendine dönüp bakmasını sağlayan, sakin ama etkisi güçlü bir kitaptı. Küçük cümlelerle büyük şeyler anlatmayı gerçekten başarıyor.
1000Kitap
Tolstoy AforizmalarKerem Altıntop · Ezr Yayınları · 072 okunma
kişisel inceleme
7/10
·431 syf.··
2024 212. kitabı
“Agnostisizm ve İlahi Tragedya” benim için okurken ilgimi çeken ama bazı yerlerde de fazla tekrar hissi veren bir kitap oldu. Genel olarak düşündüren bir yapısı var ve özellikle din, varoluş ve insanın bilgiye ulaşma sınırları üzerine kafa yormayı seven biri için dikkat çekici tarafları bulunuyor. Kitapta en hoşuma giden şey, bazı konuların direkt ve filtrelenmeden ele alınması oldu. Yazar düşüncelerini yumuşatmaya çalışmıyor. Bu da okurken daha samimi bir his veriyor. Sanki biriyle karşılıklı oturmuş da uzun bir gece boyunca hayat, tanrı, inanç ve insanın anlam arayışı üzerine konuşuyormuşsun gibi hissettirdi bana. Özellikle agnostik bakış açısının anlatıldığı bölümlerde kendimi düşünürken buldum. Çünkü kitap sürekli kesin cevaplar vermekten çok soru sorduruyor. Bence zaten en güçlü tarafı da bu. Okurken bazı yerlerde “aslında bunu ben de düşünmüştüm” dediğim oldu. Ama açık konuşayım, bazı bölümlerde aynı düşüncenin farklı şekillerde tekrar edildiğini hissettim. Bu da yer yer tempoyu düşürdü benim için. Yani fikirler ilgi çekici ama anlatım bazen gereğinden fazla uzuyor gibi geldi. Bir diğer hoşuma giden şey, kitabın sadece din eleştirisi yapmaya çalışmamasıydı. Daha çok insanın varoluş karşısındaki çaresizliğini ve anlam arayışını ele alıyor gibi hissettim. Bu yüzden sadece “haklı çıkmaya çalışan” bir kitap gibi durmuyor. Okurken sürekli bir iç tartışma hissi vardı. Bazı düşüncelere katıldım, bazılarına mesafe koydum ama tamamen boş hissettiren bir kitap olmadı. Tam tersine, bittikten sonra bile bazı fikirleri kafamda dönmeye devam etti. Kısacası “Agnostisizm ve İlahi Tragedya” benim için güçlü fikirleri olan ama yer yer tekrar hissine düşen bir kitaptı. Her kısmına aynı derecede bağlanamadım ama düşündürme konusunda etkili buldum. Özellikle sorgulamayı seven
1000Kitap
Agnostisizm ve İlahi TragedyaDiamond Tema · Mitra Yayınevi · 2022602 okunma