Zamansız bir düşte sıkıştım bu gece,
Gölgeler konuşur, ışıklar sustu iyice.
Kafamın içinde çürüyen bir çiçekle,
Anlamı olmayan sorular düşer göğe.
İçimde bir şehir var, haritası yanık,
Sokaklarında yürürken ayak izim kırık.
Gökyüzü mor, yıldızlar tersine akın,
Geceye çarpan sessizlikte yankı bulan anım.
Maskeler giyer zaman, sureti bulanık,
Bir çığlık düşer duvarlara, adı sanrılık.
Bir heykel gibi suskun, ama içi çığlık,
Gördüğüm rüyalar bile bana yabancılık.
Kum saati ters, benliğim eriyorken,
Düş kırıklarıyla dolu bir vitrin izlerken.
Bir ses fısıldar: “Hiçlik bile bir anlamken,”
Kendimi aradım; buldum bir gölgeyken.
Ve ben, bir şiirin unutulmuş mısrasında,
Kaybolmuş bir anlam gibi kaldım arada.
Zihnimde dönerken evrenin masasında,
Bütün gerçekler çöker, bir yalan masada.