İnanmak istemeyene hiçbir delil yeterli değildir.Mesele delililn yahut argümanın ikna ediciliği değil, karşı tarafın aklını ve kalbini hakikate kapatmış olmasıdır.
İster bilimsel bir araştırma yapıyor, isterse dini inancın temelini araştırıyor olalım, hakikat iddialarımızı, zan ve tahmin üzerine bina edemeyiz. Aynı ilke insan ilişkileri ve ahlaki tutum için de geçerlidir. İmanın temeli, varsayım değil, hakikat olmalıdır.