Deniz genli

Deniz genli
@DenizGenli
Babama mektuplar
Şimdi sen olsaydın, beraber ağlardık sensizliğe. Bişeyler değişiyor baba.. Saçımın telinden ayaklarımın ucuna kadar hissediyorum. Kelebeğin kozadan çıkması gibi sancılı bedenim. Ama kanatlanacak hiç bir mevzu yok ortada. Sadece katlanıyorum. Şimdi sen olsan içimin yangınına su serperdi sesin, geçeçecek babiş derdin. Zaman herşeyin ilacı derdin, ilk kez yanılacağını düşünüyorum.. gün geçtikçe büyüyor içimdeki yekpare alev. Hergün yeni bir şey anımsıyorum, kalbimin pili bitiyormuş gibi geliyor. Güçlü durup kimseye de güç olasım yok inanır mısın.. Şimdi sen olsan, sana beraber ağlardık baba… Arayabileceğim tek bir kişi bile yok beni senin kadar anlayabilecek. Seni arayıp babam öldü bana yardım et demek geliyor içimden şaka değil. O arayışın bulamayışı, çok çetin bir savaş baba.. Saçlarım birden dökülmeye başladı, burnumun direği, tırnaklarımın dibi bile acıyor. Kimseyi görmek istemiyorum, telefonları açmak istemiyorum, kapı çalsın da biri gelsin istemiyorum… Babalar ölünce böyle mi oluyor baba? Bu yüzden miydi senin içinde kimseleri yaklaştırmadığın dünyada sessizce kayboluşun… Bu yüzden miydi dizlerinde kalan son dermana kafa tutuşun… Omuzlarımda dünya gibi yük oluyor altında yıldızları saydığımız küçük mavi battaniye .. Tekerleri çamura bulanamadan iade etmek zorunda kaldığımız bisikletin kıpkırmızı mahcubiyetini taşıyorum hâlâ elmacıklarımda… Yokluktan anlayan çocuktum, üzülmeyin diye okul tuvaletinde dökmüştüm gözyaşımı. İçimde yedi yaşım sana çırpınıyor… Sen olsan sana ağlardım baba… Bunu ilk yaşayan ben değilim belki, bu dünya her şeyi tüketiyormuş.. Ben ölünce anlayacaksın derdin.. Kızardım düşünmek istemezdim , sen benim ; içinde haydut bir oğlan taşıyan çocuğumdun baba… Bana iyileşmeyi öğret rüyalarımda… Ben bu boşlukta nasıl uçacağımı hiç bilmiyorum… Deniz
Hayat ve İnsan
Reklam
Babama mektuplar
Ömrümün yarısı yalnız geçti, diğer yarısı tavada tahta kaşıkla yuvarladığım patatesleri izleyerek. Hayatımda hiç ölü bir beden görmemiştim, elin avuçlarımda soğuyup, tavana diktiğin gözlerini ellerimde kapayıncaya dek… Sen gidince öfkem daha da büyür, daha acımasız daha sâkil olurum sanmıştım… Fakat sakinleştim, içime bir buz dağı oturdu, göğüs kafesimdeki kemiklerin tek tek kırıldığını hissettim ağrıdan , yine de kaldırıp kimseye öfke kusamadım. Ben seni oğlum gibi sevdim, hatalarını, pişmanlıklarını, suratımda kırbaç gibi oluşlarını ve bir hayalet gibi yok oluşlarını da bastım bağrıma. Ben hem oğlumu , hem en iyi arkadaşımı, hem öfkesini içimde istesem de büyütemediğim bir düşmanımı , hem de içimde büyümeyen şefkatine muhtaç bir çocuğun babasını kaybettim. Hiç bir yere sığamayışım ; hissedeceğim çok şey olduğundan sanırım. Seni ve seninle beraber kendimi sevebilmek için bir kalp daha yarattım içimde. Otuz yılımı aldı. Seni seviyorum baba. Gittiğin yerde mutlu ol ve beni sevmeye devam et. Dünyada gördüğüm en büyük kalp seninkiydi. Kimseyi ve hiç birimizi isteyerek kırmadın biliyorum. Bana söylediğin herşeyi astım zihnimin en güzel duvarına. Hoşçakal benim en karmaşık hikayem, en eksik yanım, en büyük duam.. hoşçakal babacığım. Seni çok seviyorum.. Deniz GENLİ
Duygu/Düşünce
Tanrı avuçlarıma bir sır bıraktı bigün.. ; “sende kalsın almayacağım, yükünü bilmem , taşıyabilirsen ne ala”... bir duamın, yüz yerinden budanmış koca meşesine konan, boyalı bir kuştum ben.. kıştı o vakit mevsim. Bileklerimle bir alıp veremediğim vardı. adına insan denen taş yürekli dağ kalabalığı meskenlerden bir türlü çekip gidemediğim. Palmiyeler üzgündü, hepsinin boynu hep bükük, kendilerini ne yana savursalar mutsuz iklimlere bulaşıyordu kökleri.. konuşamayan herşey mutsuzdur zaten bu gezegende; köpekler açtır, kediler savunmasız, ağaçlar savruk, ve bazı, sadece bazı insanlar aidiyetsiz. Kendilerini öylesine sürüp giden bir düzenin kaderine bağışlarlar. Sonra yağmur biter, mevsim döner, bi süre karanlıkta oturur herkes. İşi gücü bırakıp utanmadan birbirilerinin yüzüne bakarlar. Kimse görmez bir diğerinin sancısını, çığlığını, fırtınadan sonraki o yorgun bakışlara kimse tenezzül etmez. Sonra yağmur biter, boran diner, bir süre bi yangına düşer herkes. Saka kesilen alır selini koşar aleve. Kimsenin söndürmeye cüreti yoktur da , vicdanlarına düzerler tüm methiyeleri. Sonra.. sonra insan biter, dertler diner, yangın söner, toprak kederli.. bi süre susar herşey.. Öz, burda başlar.. önce toprak olur insan, sonra kök, sonra filiz, sonra ağaç.. ağaç olup boy veren de sensindir, kendi dalına apansız konan da.. Tanrı bana bigün, bi sır verdi.. “ sende kalsın almayacağım, yükünü bilmem; çiçek açarsan ağaçsın, toprak olursan insan.” Deniz GENLİ
Edebiyat
Gökdelen
Beni bir gökdelenin tepesinde doğurmuş annem…: Elbet böyle bir hikaye yok; ancak annem, gökdelen gibi kadınmış. Ben kendimi atmaya yeltenince yedi kat üstünden göğün; Doğurayım demiş, sevsin çocukları.., kedileri, zürafaları, martıları… Deniz GENLİ
Şiir