Deniz

Deniz
@DenizVeeKitap
“senin almaya cesaret edemediğin riskleri alanlar, yaşamak istediğin hayatı yaşarlar.” Sokrates
Yirminci yüzyılın sözde enformasyon toplumu, belki de önceki yüzyılların tüm toplumlarından daha zayıf bir belleğe ve daha az tarih bilgisine sahip. Bu, sansürden dolayı ya da İskenderiye'deki kitaplığımızın yanmış olmasından ötürü değil. Bu daha çok, işittiklerimizi, gördüklerimizi ve okuduklarımızı seçme olanağından yoksun bırakan bir haber bombardımanıyla karşı karşıya bırakılmamızdan ileri geliyor.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Özgür bir insanın kahramanları olamaz, çünkü kahraman statükoyu simgeler. Taklit edilmesi gereken bir modeli simgeler. Bir kahraman yaratma özlemi, hepimizin, güçlü bir kişiye, isteyerek boyun eğme zorunluğumuzu dile getiren totaliter eğilimimizi gösterir. Bir kahramana olan gereksinimimiz, kendi içimizdeki güvensizlikten doğar. İster muhalefette, ister iktidarda olalım, ister balığa çıkalı.m, ister işte olalım, hepimiz bir başkasından (saygı duyulan bir meslektaşımız olabilir bu "başkası" ya da kendisi de bir tür kahraman olan Tanrı) neyi, naşıl ve ne zaman yapmamız gerektiğine ilişkin bir işaret bekleriz.
Sayfa 80
Ozetle; bir asker için kışla neyse, vatandaş için de apartman dairesi odur. Kışla, kayıtsız, şartsız bir disiplini aşılamaya yarayan üniformanın bir uzantısıdır. Aynı şey, şimdi içinde yaşadığımız mekanlar için de geçerli. Bizler, içinde yaşadığımız yüzyılda apartman kışlalarında oturan sivil askerler haline geldik. Özellikle, mekanın her köşesinden azami yarar sağlanan yeni tip apartmanlar, yaşama mekanı totalitarizminin en aşırı örnekleri. Günümüz yaşama mekanları, sakinlerinin ne bireysel ne de kültürel farklılıklarını yansıtıyor artık.
Artık, hiçbir şey derinlemesine duyumsanmıyor. Derinliğe vakit yok. Tüm deneyimler, uçarcasına geçmelidir. Deneyimler, eşya gibi taşınır, satın alınır ya da satılır; insan canı istediğinde deneyim yapar. Yirminci yüzyıl, deneyimi, mağazadan bir şey almak gibidir
Ciğeri beş para etmez herifler milyoner, değerli adamların fakir oldukları görülmüyor değil.Bunlar malum
Sayfa 84·Kitabı okudu