Deniz

Deniz
İzmir
İzmir
18 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi
İhsan Oktay Anar sabık romanlarındaki üslubu koruyarak, belki tekrar ederek, bu sefer daha rafine, belki daha az hacimli demeliyim, bir eser yazmış. Aslında Yedinci Gün de sözünü tükettiğinin sinyallerini verip yazarlığa devam etmeyeceğini açıklamıştı. Tiamat bunun üzerine heyecanlandırıcı bir sürpriz oldu. Yorumların tezatlığı, başka bir deyişle aşırı beğeni ile hiç beğenmeme arasında gidip gelmesi sanırım nesnel ya da gerçek dışı beklentilerden kaynaklanıyor. Terimler eseri anlamayı zorlaştırıyor ve atmosferin içine girmek için en az elli sayfa okumak gerekiyor, eser katman katman açılıyor. Anlaşılmasının güçlüğü hazmı da zorlaştırıyor. Tipik bir İOA kurmaca evrenindeyiz, karakterler oldukça tanıdık, yazarın üslubuna aşina olanların zorlanacak tek şey denizcilik terimleri. Ancak biraz sabırlı olursanız buna da hakim oluyorsunuz. Amat'la metaforik bir benzerlik söz konusu. Kadim felsefi sorularını metne yine ustalıkla yedirmiş. İpucu vermekten kaçındığım için olay örgüsü ve karakterler üzerine yazmayı sonraya bırakacağım. Kitap piyasaya yeni çıktığından ve hak ettiği ilgili zamanla göreceğinden, tıpkı Puslu Kıtalr Atlası'ndaki gibi, o yüzden yeterince okunduğuna kani olduğumda detaylı ve uzun bir inceleme yazmaya çalışacağım. Çabucak sıkılanlar için tavsiyem sabır.
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
Reklam
Feminizm düşmanı bir eser
Puan vermedi
Feminizm düşmanı Manolya Gürocak'ın kitabını eleştiriler nedeniyle okumak istedim ve hicap duydum. Kadını ataerkinin kıskacından kurtarmak isterken onu yine ataerkinin normlarıyla konumlandırmak fecaat. Bu yüzyılda kadınların kazanımlarını sırf feminizme nefret kusmak için hiçleştiren, son derece kurnazlıkla ele alınmış bir eser. Efsun karakteri üzerinden bazen örtük bazen açık bir dille siyasi propaganda yapılmış. Biraz araştırınca yazarın İstanbul Sözleşmesi'ne karşı çıktığını öğrendim. Cumhuriyet kazanımlarını eleştirmeye bile kalkışan biri ancak böyle bir devirde kendine yer bulabilirdi. Eleştiri kisvesi altında sırf feminizmi kötülemek için boş bir ukalalık ve kifayetsiz muhterislikten başka bir şey değil. Yazarın kibri sayfalardan taşıyor maalesef.
1000Kitap
SağanakManolya Gürocak · İz Yayıncılık · 202024 okunma
9/10
·
Beğendi
Mektup-roman türünün müstesna örneklerinden. Aynı zamanda püriten ahlakın ikiyüzlülüğünü, yazıldığı dönem itibariyle, şaşırtıcı bir dobralıkla gözler önüne serer. Bu nedenle yasaklanmıştır da o dönem. Çapkın erkeği ( Kont Valmont) karikatürize etmeden, iç dünyasının tüm çıkmazlarıyla anlatır. İlişkiler de piyasa ekonomisi gibi faydaya dayalıdır. Cemiyet hayatının yalan ve menfaat çarkını hiç iltimas geçmeden anlatır, hem de karakterlerin birbirlerine gönderdikleri mektuplarla. Zaten o dönemde gönül ilişkileri böyle mektuplaşarak sürdürülüyordu. Hem karakterlerin kendi ağzından ve bakış açısından olay örgüsünün örülmesi hem de yazarın karakterlere nesnel mesafesini koruması açısından mektup türünü niçin seçtiği anlaşılıyor. Yazarın ordu generali olduğunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Gözlem yeteneği takdire şayan. Nurullah Ataç bu eseri daha önce Tehlikeli Alâkalar adıyla çevirmiş. Alâka, ilişkiden daha uygun sanki. İlişkilenmelerin suniliğini göstermek açısından. Zamansız bir bir başyapıt. Sinemaya ve tiyatroya defalarca uyarlansa da romanın tadı bir başka.
Tehlikeli İlişkilerChoderlos de Laclos · Can Yayınları · 2021712 okunma
4/10
·88 syf.··
2021 19. kitabı
Öyküde eksiltme bazen böyle yetersiz örnekler doğurabiliyor. Sanırım yazar durum öykülerinin cazibesine fazla kapılmış. Öyle ki kısa öykü hayranlığı belli oluyor. O kadar dar kalıplara sıkıştırmış ki anlatımını, geriye yorumlanacak bir malzeme kalmamış diyebiliriz. Eğer kafa yormadan okuyabileceğiniz, yer yer biraz bilgiçlik taslayan bir üslup arıyorsanız size göre olabilir. Öyküde özerkliğe karşıyım, her yazarın üslubu tekniği farklıdır elbet. Ama sanki yazar kendi yazın tekniğinden başka bir anlatıma kapalı gibi. Hap gibi öyküler var içinde, okudum bitti, iz bırakmadı.
Kaplumbağa MakamıOnur Çalı · Alakarga Sanat Yayınları · 201930 okunma
7/10
·255 syf.··
Beğendi
·
2021 14. kitabı
Romanı Godard'a ilgimden dolayı aldım ve ilk roman olarak oldukça başarılı buldum. Edebiyat ve sinemanın iç içe geçmesi, Gezi'ye değinmesi, betimleme ve ruhsal tahlillerle birlikte dengeli ilerlemesi güçlü tarafları. Aslında ilk yirmi otuz sayfa kaleminin kuvvetini göstermeye yetiyor. Ortalara doğru anlatım biraz sallapati bir hal alıyor ama derli toplu bir ilk roman. Sürekli kendini tekrar eden ve birbirine benzeyen romanların arasında öne çıkıyor. Öykünün şaha kalktığı, romanın geri itildiği edebiyat dünyamıza önemli bir adım atmış. Okunmasını ve üzerine konuşulmasını istediğim romanlardan biridir en azından, eksiğiyle artısıyla...
Godard MakinesiMerve Yakut · Dedalus Kitap · 201964 okunma