SÖzge

SÖzge
@Denizzz9
Yarın ölecekmiş gibi okuyalım...
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2025 58. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2025 23:02
Merhabalar, Kitabı okumaya başladığımda instagrama "Kitabın başında çevirmen @devrimcetinguven'in güzel bir sunuş yazısı var. Bu yazının kitabı okurken büyük faydası olacağını düşünüyorum. Keşke her kitabın başında böyle bir sunuş olsa..." notunu düşmüştüm. Gerçekten de bu sunuş yazısının çok faydasını gördüm. Ayrıca kitabın çevirisinin de çok iyi olduğunu düşünüyorum. Bunlar için kıymetli çevirmenimiz Devrim Bey'e müteşekkirim. Ben kitabı çok severek okudum. Öncelikle kitap konusu itibarıyla çok farklı ve ilgi çekici geldi. Japon edebiyatı aşina olduğum ve çok sevdiğim bir edebiyat. H.Murakami ne yazsa okurum dediğim kıymetlilerimden. Tanizaki, Mişima ve Kawabata'yı da çok seviyorum. Bu yazarlardan okuduğum kitaplar daha çok insan hikâyelerini ve bireysel hayatları konu alıyordu. Yengeç Konserveleme Gemisi ise japon toplumunda emeğin sömürülmesi konusunu ele alan ve çok iyi anlatan bir kitap. Bu kitap sayesinde japon toplumunun hiç bilmediğim iki yönünü de görmüş oldum. İlki yazarın işkence sırasında ne yazık ki hayatını kaybetmesi ve yazarın cenazesine katılan birçok insanın maalesef tutuklanması. Bunlara hem çok üzüldüm hem de insanın insana yapabileceği kötülüklerin sınırsızlığı ve hemen her coğrafyada meydana gelebilmesi beni bir kez daha çok sarstı. Aslında hepimiz bunları az çok biliyoruz ama kabullenmek çok zor geliyor ve bu gerçeklerle yaşamaktansa unutmayı tercih ediyoruz. Diğeri ise şöyle: ben hep japonların birbirlerine saygılı ve hatalarının sorumluluğunu alan insanlar olduğunu düşünürdüm. Örneğin birçok japon siyasetçinin yaptıkları hatalar nedeniyle intihar etmesi bende böyle bir kanı oluşturmuştur. Kitapta ise insanın insanı sömürdüğü, güçlünün güçsüzün yaşamını zerre umursamadığı bambaşka bir japonya gördüm ve bu beni çok şaşırttı. Bir kez daha dedim
Yengeç Konserveleme GemisiKobayaşi Takici · Ayrıntı Yayınları · 2018605 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·360 syf.··
Beğendi
·
2025 41. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2025 00:32
Anlatıcı kendi hayatından öyküleri, yan karakterlerin öykülerini ve en çok ta çok sevdiği büyükbabasının öykülerini anlatıyor bu romanda. Büyülü gerçekçi unsurların olduğu ve olayların sırasız bir şekilde anlatıldığı 300 küsur sayfalık bu kitabı 13 gün gibi çok uzun bir sürede bitirebildim, zira metin zaman zaman su gibi akarken, çoğu zaman da sayfalar bitmek bilmedi ve beni çok sıktı. Dede-torun hiķâyelerini cok severim aslında ama sanırım aktarılış biçimi nedeniyle çoğu yerde hikâyelerin içine giremedim. Hani deriz ya yazarın kalemini çok sevdim, ben maalesef bu yazarın kalemini sevemedim. Bir de özellikle büyulü gerçekçi unsurlar taşıyan kısımlar bana çok zorlama gibi geldi, ki büyülü gerçekçi metinleri çok çok severim. Kitapta iki önemli hikâye var: ölmez adam ve kaplanın karısı. Kaplanın karısının kim olduğu; gerçek bir kişi mi, dişi bir kaplan mı ya da doğa üstü bir varlık mı olduğu; Luka'nın lakabı kaplan da karısına kaplanın karısı mı diyorlar gibi sorular kitabı okurken zihnimin bir tarafında döndü durdu ve 200'lü sayfalarda durum aydınlanana kadar merakımı hep canlı tuttu. Kitap bu yönden çok başarılıydı bana göre. Tabii belki de kitabın başlaŕından beri kaplanın karısı kim bellidir ama ben uyumuşumdur, bu da çok mümkün:) Kitapta bir şehrin bombalanması sırasında hayvanların yaşadığı korku ve panik anlatılmıs, çok ta iyi anlatılmış. Ben daha önce bu konuya değinen bir metin okuduğumu hatırlamıyorum. Bombalama nedir bilmeyen bir hayvanın olay sırasındaki dehşeti ve bunun yaratacağı travma beni derinden sarstı. Bunları okurken gözümün önüne yangınların ortasında kalan, olup bitenleri anlayamayan ve korku içinde kaçmaya çalışan canlar geldi. Can kaybı kavramını insanla sınırlayan, evreni kendinden ibaret gören ve kendinden başkasını umursamayan insanoğlunun
Kaplanın KarısıTea Obreht · Siren Yayınları · 2011174 okunma
Puan vermedi·496 syf.··
Beğendi
·
2025 36. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2025 22:19
Kırmızı Buğday, Ahmet Büke'den okuduğum ikinci roman. Birkaç sene önce Deli İbram Divanı'nı okumuş ve çok çok sevmiştim. Kırmızı Buğday'ı da severek okudum. Yazarın kalemi beni kitabın içine kolaylıkla alıyor ve yazarın hikâyesini aktarma şeklini çok seviyorum. Bu romanda ana öyküyü besleyen yan öyküler var. Bu yan öyküler de ana öykü gibi çok detaylı ve itinayla yazılmış. Öyle ki sanki romanın içine küçük küçük romancıklar gizlenmiş gibiydi. Bu öykülerin derinliklerine daldıkça kitap katman katman açılıyordu ve çok lezzetli bir okuma deneyimi sunuyordu. Kitapta üç ana karakter var: Yüzbaşı Cemil, Arap Ali, Kayalıoğlu Adnan Bey. Yazar bu üç katakterin ailesini, gecmişini, huyunu suyunu çok detaylı anlatarak, dantel gibi işlemiş. Hâl böyle olunca romandaki karakterler de ete kemiğe bürünmüş sanki. Bu üç karakterin her dönemde ve her toplumda karşılığı olduğunu düşünüyorum. Benim en sevdiğim karakter Yüzbaşı Cemil'in üvey babası Ahmet Efendi oldu. Abisi Zeki'nin gölgesinde kalmış, annesi tarafından göz ardı edilen küçük bir çocuğun potansiyelini fark edip ona kol kanat geren ve onun geleceği icin mücadele eden Ahmet Efendi'nin bunu kan bağı olmayan biri için yapmış olmasını çok kıymetli buluyorum. Dünya hâlâ dönüyorsa eğer, böyle kişilerin yüzü gözü hürmetine döndüğüne inanıyorum. Kitabın en beğendiğim yönlerinden biri de diyalogların öykünün gectiği zaman ve yörede kullanılan günlük konuşma diliyle uyumlu olması. Metnin kalitesi açısından çok önemli olan bu konuda yazarın olağanüstü başarılı olduğunu düşünüyorum. Kitap bu yönüyle beni mest etti diyebilirim. Tabii kitabı okurken kelimelerin anlamları için sık sık sözlüğe bakmam gerekti:) Metinde bazı türkçe hataları gözüme çarptı. Kitabın son okuması iyi yapılmamış sanırım. Bunca emek verilmiş, üzerinde yıllarca
Kırmızı BuğdayAhmet Büke · Can Yayınları · 2025690 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2025 37. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2025 00:27
Amerika'da çok satanlar listelerinde yer alan kitaplara genellikle çok çok mesafeliyimdir. Kitap kulübümüzün ek okuma aktivitesi olmasa Sarı Yüz'ü de okumazdım muhtemelen. Kitabı genel olarak beğendim. İlginç ve çok işlenmemiş bir konusu var (ya da bu konuda çok kitap yazılmış ama ben karşılaşmamış olabilirim, bilemiyorum:)): basın dünyası ve intihal. Basın dünyasında işlerin nasıl yürüdüğü, kişiyi intihal yapmaya iten nedenler, intihalin öncesi ve sonrasını da kapsayan süreç, intihal yapan kişinin intihal öncesi ve sonrasındaki psikolojisi, basın dünyasının ve okuyucuların intihali nasıl karşıladığı gibi konular çok akıcı bir şekilde işlenmiş. Süpriz bozan bir açıklama olmasın diye detay veremiyorum ama fikir haklarının çok önemli olduğu ve intihalin büyük bir suç olduğu ABD gibi bir ülkede intihale basının yaklaşımı beni çok şaşırttı. Tabii kitapta anlatılanlar ABD dışındaki ülkelerde de bu şekilde midir ya da hangilerinde buna benzerdir bilemiyorum. Anladığım kadarıyla ABD'de tamamen ticari amaçlı ve çok yapay bir sektör haline gelmiş basın-yayın sektörü. Basilan bir kitabın ne kadarı yazara aittir çok tartışılır. Açıkçası kitapların basım süreci beni çok rahatsız etti. Akıcı bir yaz kitabı okumak isteyenlere, biraz gizem okuyayım diyenlere ya da ABD'de bu işler nasıl oluyormuş acaba diyenlere bu kitabı öneririm. Sağlıkla ve kitaplarla kalın....
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,2bin okunma
10/10
·148 syf.··
Beğendi
·
2025 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2025 15:37
Siddhartha'nın yolculuğunu anlatan olağanüstü ve büyüleyici bir metin. İnsana kötülüklere ve acılara dayanma gücü verenlerden. İnsanın kendisini affetmesini ve hoş görmesini mümkün kılanlardan. Yeni başlangıçlar için ilham olanlardan, yeni yollara ışık tutanlardan. Ölmeden önce mutlaka okunması gerekenlerden....
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447bin okunma