Dindar biri için Tanrı bile gerekli değildir, zira Tanrı kanıtlanmamış bir hipotezdir ve dindar biri kanıtlanmamış bir şeyi kabul edemez. O sadece hissettiğini kabul edebilir.
Oysa bu dinler insanları sömüren, insanları köleleştiren, insanları inanmaya zorlayan -ve tüm inançlar akla karşıdır-İnsanları yüreğinden değil, sadece belleğinden geldiği için hiçbir anlam ifade etmeyen dualar okumaya zorlayan parazitler olagelmişlerdir.
Dünyada varolan tüm dinler -ki sayıları hiç az değildir, dünyada üçyüz din vardır- ölü kayalardır. Onlar akmazlar, onlar değişmezler, çağla birlikle hareket etmezler.
Hakiki dindarlığın peygamberlere, kurtarıcılara, kutsal kitaplara, kiliselere, papalara, rahiplere ihtiyacı yoktur çünkü dindarlık yüreğinizin çiçek açmasıdır. O varlığınızın en merkezine ulaşmaktır. Ve varlığınızın en ortasına ulaştığınız an bir güzellik, saadet, sessizlik, ışık patlaması olur. Tümüyle farklı bir kişi olmaya başlarsınız. Yaşamınızda karanlık olan her şey ve yaşamınızda yanlış olan her şey kaybolur.