Balamir

Balamir
@Der_saadet
Memur Efendi
Memurların vazifelerinde müdâhale etmek memnudur. Hâle ve söze bakılacak olursa, âdetâ âmir. Baksanıza: Koyu renk fesiyle kaşının arasında bir parmak yer var. Gür, samur kaşları çatık; bu hâl, bu kara gözlerine zorbaca bir süzgünlük getirmiş. Resmî ceketi baştan başa ilikli, lâstik yaka parıl parıl parlıyor. Pantolon düz, ütülü, potin boyalı, cilâlı. - Bilet! - Hey! Torbalı... Bilet! - Hoca!.. Sakallı! - Deldin a! - Deldik mi? (Elindeki zımba işledikçe, galiba bir hareketin geçişinden çenesi de işliyor.) - Vâlide!. Vâlide... - Vay, ben senin neden vâliden oluyormuşum?. Gülümseyerek : - Hemşirem hanım, bilet! - Sen aynaya geç de kendine gül.. Bir de memur olmuş.. Baksana a şuna. Münâsebetsiz... - Çattık! - Çatır çatır çatla. Biletçi olmuş da kendisini adam oldum sanıyor. Yük memuru araya girerek: - Memur karşı... - Sen neci? Herkes sizin eğlenceniz mi? Memursanız... - Aldırma.. Bilet! (Âbanî sarıklı biri) - Bu Üsküdar vapuru mu? - Değil.. - Ya hangisi? - Bugün ters kalkmışız... - Aah! Kalkmamış, duruyor işte! - Burası değil, anlamıyor musun?
Reklam
Hasbî Kâhya
Bizde, yani terbiyemizin kabul ettiği yolda, hazır kâhyalar vardır. Sorar, soruşturur, ısmarlar, buyurur, sokulur, anlatmak ister, kulp bulur, ip-ucu sezer, salık verir, hükmeyler, araya girer, paylar, çıkışır, yerine, adamına göre söver, işin gelişi ne ise ona uyar, herkesle taraftar, yine herkesle aleyhtar olur. Dalkavukluğa, iki yüzlülüğe kızar; tembelliğe öfkelenir, hırsızlığa lanet okur, kim kime ahlâksız derse o da beraber der; bildiklerinin yediklerine, içtiklerine, gezdiklerine, giydiklerine, oturdukları semtlere, hattâ uykularına karışır; kısaca, her şeye burnunu sokar, her söze kulak verir, herkese dil uzatır, her kelepire el atar, her gördüğüne nişan koyar. İşte bunlardan biri, öteden beri kendisinden bıkkın bir zâta tesâdüfünde damdan düşercesine der ki: - Efendi Hazretleri, orucu bozan şeyler hatırınızda mı? İçinden bir "Hasbünallah!"tan sonra: - Hepsi hatırımda değil, fakat biriyle karşı karşıya bulunduğumu sanıyorum!.. İnsan, toplum yaşayışında, çoğu, can-sıkıntılarına tutulur, can sıkıcı kimselerle karşılaşır, hattâ kendisi bile bir başkası için can-sıkıntısı, bir can-sıkıcı durumu alır. Zamanımızda, hele siyaset meselelerinde bunun türlülerine rastlanmaktadır. Hele gazeteci olmak, bu dertlere durmadan uğramak demektir. Durup dururken, karşınıza biri çıkar, hiddet kesilerek size: "Doğrusu İslâmlık adına teessüf ederim!" der. Ne büyük bir kusur bulma! Fakat, çok gecikmez, sebebini anlarsınız: Filân câmiin imamı Terâvih'i pek güzel kıldırıyormuş, varaka göndermiş, dercedilmemiş. - Bunu sizin hamiyetinize veremedim! Ne kadar ağır bir suçlama! Sebebine gelince, "Bir Muhacirin Teellümü" başlıklı manzumesi konulmamış. - Siz de artık dalkavukluğa başladınız. Neden?.. Ya!.. Bahriye Nezareti'ne Admiralty zırhlısını neden bir ayak önce almıyorsun? diye

Balamir

, bir kitabı okumaya başladı
Refik Ahmet Sevengil
7.7/10 · 44 okunma

Balamir

, bir kitap okudu
Puan vermedi·296 syf.·
2022 10. kitabı
Saro Dadyan
8/10 · 5 okunma