Boş yere hayallere kapılıp şu insan denen yaratığa bel bağlamamalıydım. Çünkü, yüzyıllardır çözülemeyen acayip bir bilmeceydi insan. Derinlerden daha derin sırdı ya da, ucu bucağı olmayan, içi pisliklerle, içi eşsiz güzelliklerle dolu, alabildiğine karanlık ve karmakarışık bir evrendi.
Aşkın bir yönelim olduğunu, ruhun hali olmadığını bilmek yeterlidir. Bu gerçeği inkar edersek, mutsuzluğun bize tekrar uğradığı ilk anda umutsuzluğa düşeriz.
Dünya üstünde, çeşitli kılıklar içerisinde gördüğümüz kötülük, Tanrı'dan uzak oluşumuzun bir işaretidir. Lakin mesafenin kendisi aşktır ve aşka aşık olunmalıdır. Kötülüğe aşık olamayız ama Tanrı, işte bu kötülükler arasından geçilerek sevilir.