Batı insanı, İslam'i reddederken bilinçli bir tutum içindedir. Batılılaşmış insanın tutumuysa, sadece kör bir inanç halinde belirtmektedir. Batılı, neyi, niçin reddettiğinin bilincindedir. Batılılaşmış insansa sadece anlamadığı için reddetmektedir. Fakat anlamak için en küçük bir heves belirtisi göstermemektedir. Batılılaşmış insanın zihniyetinin temelinde, dinle dünya işlerinin birbirinden ayrı olduğu hususunda değişmez bir ön yargı vardır. Onun bu kuruntusudur ki, olayı anlamasına engel oluşturmaktadır.
Gündelik hayatımızın her anında materyalistik bir tablo ile karşı karşıya bulunuyoruz. Böyle bir hayat içinde, Allah rızası, hasbilik, öte yandan dünya endişesi kimseyi fazla ırgalamıyor.
Günümüz insanı için, iktisadi hayattan daha ciddi, üzerinde düşünmeye değer daha önemli bir olay kalmamış gibidir. Kafalar, rızk kaygısı ile öylesine doldurulmuştur ki, artık ''her şey'' bir meta gibi, bir alım satım konusu halinde düşünülmektedir.
İletişim araçlarının geçmişini hiç bir döneminde görülmediği biçimde çoğaldığı ve günlük hayatımızı doğrudan etkilediği bir dünyada, insanların fertler olarak iletişimsizlikten bu kadar yakındığı bir tablo ile karşılaşılıyorsa, bu işte bir bozukluk olduğunu teslim etmek zorundayız demektir.