Benim ördüğüm saçı başkası çözdü dedim. alaca akşamda
hevesim vardı, yolumda bir kaya duruyor dedim. artık götür
bu şakayık selini. bir kürt baladına kar yağıyor her gece: evdal,
dedim: evdal, daha incit kendini, daha incit dedim. yıldırım
düşür her gecene. ki, kalbini bir gülle değişmeye alıştın sen
dedim. bir yüzüm yaz, bir yüzüm ayaz. olmamıştı meyvem,
ham kopardın dedim. sende dolaşan çöl beni de aldı içine,
talibin unutma dedim. rüzgârın getirdiğini rüzgâr götürüyor.
on yıl önce tanrım öldür dedim. neden hâlâ bir inip bir çıkıyor
göğsüm, kaldıysa akıt zehrini dedim. biliyordun: düşecektim.
biliyordun: olmayacaktım. biliyordun: da neden vurdun
nefesin nefesime dedim. bağışla dedin. parmağını şeyh gâlip’in bir
gazeline koyup bittü dedin.
Kemal VarolBakiye
24 yıllık kısa hayat hikayesinin iki yıla yakınını Nazi Kamplarında yaklaşık iki yılını da hastanede geçirmiş bir yazar İçin fazlasıyla iyi bir dili var . Kullanılan betimlemeler oldukça güçlü . İnsan ilişkilerindeki derin yalnızlaşma hali ve bunun insanın tek hakikati olduğunu bu kadar erken farkedebilmiş olması muazzam bir şey . Yalnızlığın hayatı çekilmez değil aksine kaliteli hale getirdiğini hikayelerinde net görebiliyoruz . Tavsiye edilir herkese
Wolfgang Borchert
Dönüş diye bir şey bilmeyen bir kuşağız, ortada dönebileceğimiz hiç bir şey yoktur çünkü ve kalbimizi güvenle eline teslim edebileceğimiz hiç kimse yoktur. Dolayısıyla veda nedir , dönüş nedir bilmeyen bir kuşağa dönüştük
Tutunduğum zifir sonuna kadar yandı gittiğin gece
yedi tas su içtim bir divandan
kefenlenen sözler çıkardım başkasının risalesinden
yılan çeşmesinde rumî bir rivayetle yıkadım yüzümü.sen başkasının ateşine gittiğin günden beri
bağdatlı ruhi gibi bağırdım her gece:künc-i mihnetde rakîbâ beni tenhâ sanma
yâr ger sende yatursa elemi bende yatur duydun mu,
bazı gazellerin kahrıyla büyüdü
içimdeki çukur.
Kemal VarolBakiye