Cao Wexuan’ın öykülerinin merkezinde, 1960-70 li yıllarda meydana gelen Kültür Devrimi’ne ait Çin’deki sosyal ve siyasal kargaşa var. Bu devrime küçük yaşlarda şahit olan yazar, “ Hayatın sık sık trajik olabileceğini ve çocukların acı çekebileceği” kabulü ile eserlerine şekil veriyor. Hal böyle olunca metinlerinde parlayan güneşin, kuş cıvıltılarının yanı sıra kitlesel açlık , göç, sel, çekirge vebası, zihinsel ve fiziksel engel öğeleri yer alıyor. Büyük zorluklarla karşılaşan çocukların karmaşık yaşamlarını, güçlü bir kalemle ele alması yazara, çocuk edebiyatının Nobel’i diyebileceğimiz Hans Christian Andersen ödülünü kazandırıyor
Cao Wexuan’ın Çin dışında en tanınmış çocuk kitaplarından biri olan Tunç ve Ayçiçeği, milyonlarca Çinli vatandaşın köylü kültürüyle “kültürlenmesi “ için kırsal bölgeye gönderilirken sanatçı babasına eşlik eden şehir kızı Ayçiçeği’nin hikayesini anlatıyor. Doğaya ait betimleriyle size yemyeşil bir köyün kapılarını aralayan yazar okuyucularına; yoksulluğa , kıtlığa ve yaşanılan tüm zorluklara sevgi ve şefkatle nasıl göğüs gerebileceğini öğretiyor. “Çocuk edebiyatının misyonunun insanlık için iyi bir manevi temel oluşturmak” olduğunu savunan yazar, Tunç ailesi karakterleri üzerinden köye güzel bir ders veriyor. İnsan hayatında zorlukların her zaman olabileceğini ancak bunun birlik ve beraberlikle, sevgiyle, şefkatle aşılabileceğini kanıtlıyor .
Zor zamanlara isabet eden bu okumadan şahsım adına çok memnun kaldım. Okula döner dönmez tüm öğrencilerime bu kitabı okumaları için ısrar edip başlarına ekşimeyi düşünüyorum. İnşallah bu dileğim çabucak kabul olur. Okuyunuz, okutturunuz efenim.