İmkanın sınırını görmek için, imkansızı denemek lazım.
Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar: ya bir insan bir yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir. -Tolstoy
Mali Müşavir | İşletmeci | Akademisyen | Yol Arkadaşı
Kuantum mekaniğinin çoklu evrenler yorumu, bütün olası gerçekliklerin var olduğunu varsayar. Olması mümkün olan her şey olmaktadır. Geçmişimizde olabilecek her şey olmuştur; yalnızca başka bir evrende gerçekleşmiştir.
Ya bu doğruysa?
Ya beşinci boyuttaki bir olasılıklar uzamında yaşıyorsak?
Ya çoklu evrendeysek ama beyinlerimiz algıladıklarımızı tek bir evrene indirgeyen bir güvenlik duvarı geliştirecek şekilde evrimleştiyse? Tek bir hayat çizgisini fark etmemize izin veriyorsa? Anbean seçtiğimiz bir hayata. Düşündükçe mantıklı geliyor. Bütün olası gerçeklikleri aynı anda gözlemlemek boy ölçüşebileceğimiz bir şey değil.
“Gençken her şeye nüfuz eden bir hafiflik var hayatta. Henüz ezici seçimlerin hiçbiri yapılmadığından ve hiçbir yola baş konmadığından önünüzde çatallanan yol salt, sınırsız imkandan mürekkep.”
“Hayat dediğimiz bu dikenli bahçede, doğru ve yanlış, güzel ve çirkin, iyi ve kötü böylesine kaypak olabilir miydi? Bugün ayıpladığımız kabahat nasıl yarın birdenbire alkışladığımız bir erdem haline gelebilirdi? Hani bir mektubunda insanın hamurunda iyilikle kötülüğün beraber karıldığını yazmıştın ya, ne dersin, faziletle rezaletin durmadan yer değiştirmesi bundan mı? Zavallı insan evladı!”
Annemdi, fakat hayatımdaki yeri telaşlı bir gölgeden fazla değildi. Uğruma ölürdü belki, yine de öbür işleri beni sevmekten daha acildi. Evvela ismimizi ve dışarıdan nasıl göründüğümüzü düşünmesi gerekliydi. Benim annem olmaktan evvel, kocasının karısı, evinin hanımı, cemiyetin muteber bir simasıydı.