Kendi içinden “Ölmek başka şey, ölümü geçmek başka şey.” diye düşünmüştü. Birbiri ardınca birkaç nesilden insanın ölümünü görmüştü. Etrafındaki orman, sanki bu eski çınar iyice görünsün diye seyrekleşmişti.
Bir an bu eski camiin serinliğinde kaybolmak istedi. Fakat yağmurun altında her şey öyle sefildi, içinde o cinsten üzüntüler kıvranıyordu ki, nereye gitse ölesiye sıkılacaktı.
Uyan, benim uyuyanım, güneşe doğru
Sabah şehrinde bir işçi
Ve haşhaşlı dalkavuğu yattığı yerde bırak
Işığın çitleri yıkıldı,
En çevikleri hariç bütün biniciler atıldı
Ve dünyalar ağaçlara asıldı.