Bu fehme, bir de şu erbâb-ı vehme bak da acı
Cihânı anlarım amma cihâna anlatamam
[ Bu anlayışa, bir de şu kuruntulu kişilere bak da acı, Dünyayı anlarım, ama kimseye anlatamam. ]
Beyân-ı maksad için yâre tercümânım var Belâya bak ki anı tercümâna anlatamam
[ Sevgiliye isteğimi anlatmak için tercümanım var, Şu kötü duruma bak ki, isteğimi aracıya anlatamam.]
Vefa-fürûşî-ı şûhâneden de muztaribir
Bu ıztırâbı o ârâm-ı câna anlatamam
[ Güzellerin vefalı görünenlerinden de acı çekiyorum, Bu acıyı o sevgiliye anlatamam.]