Buyurun tutkuların gizli dünyasına
Siz şekillendirin, düşleyin ve hissedin,
Dudaklarınız sıcacık sarılsın dudaklarıma
İçin can suyumdan ve çekin beni içine
dudaklarınızdan
Kurtulun alacakaranlık kasvetinizden
Ve utanç duymayın sizi saran azaptan!
Aşkı seven, acısız yaşayamaz,
Sizi rahatsız eden şeydir, beni size bağlayan.
Yalnız tutku, sonsuzluğunu bulan
Son benliğini yakar,
Yalnız kendini büsbütün kaybeden, kazanır
kendini.
Siz de yanıp tutuşun! Bu ateşe yakalanınca,
Kendi derinliğinizde tanıyın dünyayı,
Bir kere giz belirince, orda başlar hayat.
Herkes ölünce ardında bir şeyler bırakmalı, derdi dedem. Bir çocuk, bir kitap, bir tablo, inşa edilmiş bir ev veya duvar, yapılmış bir çift ayakkabı veya ekilmiş bir bahçe. Elinin bir şekilde dokunduğu bir şey, öldüğünde ruhunun gideceği bir yer olsun diye; böylece insanlar ektiğin o ağaca veya çiçeğe baktığında, sen orada olursun.