Anne kendini genelde "memnun etme heveslisi" diye tanımlardı. İnsanların ondan nasıl biri olmasını istediğine kafa yormaktan, kendini elinde olmadan ve gönülsüzce eğip bükerek, istenen kalıba sokmaktan geri duramadığını söylerdi.
Mürşidlerin, insan-ı kâmillerin en büyük özelliği Allah'ın ahlâkını ve peygamberin sünnet-i şeriflerini yansıtıyor olmaları; yani feyiz çok yüksek bir kaynaktan geliyor... Onlar Allah için konuşuyor, Allah için davranıyorlar; özel bir nur var üzerlerinde... Bu nuru tarif etmek; yaşamayanlara tarif etmek çok zor.
Annemin geleneksel ahlâka üstü kapalı da olsa büyük bir bağlılığı var. Ama bu ahlâkçı, bu geleneksel yanın o kadar özendiği ve o kadar taklit etmek istediği Batılı yeni toplum modeliyle nasıl bağdaşacağına dair en ufak bir tefekkürü yok...
Anne ve babamın kuşağı, çift kimlikli veya parçalanmış kimliklerle dolaşıyor. Bir tarafta geleneğe bağlı, bir tarafta Batıyı idealize ediyorlar.