Işığın Anısı. Zaman Çarkı Serisinin 14. ve son kitabı. Buraya çok uzun bir yoldan geldim. Yalan yok, zaman zaman tükendim, zaman zaman sıkıldım ama hep geri döndüm. Son kitaba, Işığın Anısı'na varmak içindi her şey. Serinin çoğu kitabına bir inceleme girmedim. Bana göre Zaman Çarkı anlatılamaz, yaşanması, okunması gereken bir seri. Buraya detaylı, edebi bir inceleme giremem. Her şeyden önce duygularım buna izin vermez. Ben buraya bu 14 kitapta yaşadığım, hissettiğim duyguları aktarmaya geldim. Dile kolay 12.000 sayfalık bir yolculuk bu, belki de daha fazladır. Bilmiyorum. O yüzden genelden özele giden bir inceleme eklemek istedim. Buraları biraz dolduracağım. O zaman başlayalım. Spoilersız, duygu ve düşüncelerimi eklemeye çalışacağım.
Zaman Çarkı Serisi, benim için Epik Fantastiğin BAŞYAPITIDIR. Robert Jordan bize öyle bir evren kurmuş ki, adım adım ilmek ilmek örmüş her şeyi. Zaman Çarkı, bambaşka bir evrende geçiyor. Bu evrende güç, yani büyü gücü ikiye ayrılmış durumda. Kadınlar, Saidar denen bir gücü kullanıyor ve kadın kullanıcılara Aes Sedai deniyor. Erkeklerin kullandığı güç ise Saidin. Erkek kullanıcılar yok, çünkü Saidin Karanlık Varlık tarafından lekelenmiş. O yüzden erkeklerde güce yani büyüye yeteneği olanlar bir süre sonra delirdiği için Aes Sedailer tarafından avlanıyor.
Bir gün ufak bir kasabaya bir Aes Sedai ve Muhafızı geliyor. Çünkü Karanlık Varlık yaratıklarını oraya göndermiş. Orada Karanlık Varlık için tehlikeli bir şey gizli. Orada 3 tane delikanlı var ve üçü de gelecek için önemli. Aes Sedai onların peşinde, delikanlıların peşinde ise Trolloc denen yaratıklar var. Onlar da kaçıyor, Aes Sedai Moiraine'in peşinden kasabalarını terk ediyorlar. Yanlarında kasabadan 2 tane kadın arkadaşları da peşlerine takılıyor ve kaçıyorlar. 5 genç, 1 Aes