Bu altın levhaların sonunda Salaman’ın dilinden şu cümleler yazılıydı:
“Bilgiyi ve krallığı, yetkin ve tam olan yücelerden iste… Eksikliler, yalnız eksiklikleri verebilirler!…”
Neden, ben, bu kadar senelik tahsil-i âli gördükten hayat-ı medeniye ve ictimaiyeyi tetkik ve hürriyeti tezevvuk için sarf-ı hayat ve evkat ettikten sonra, avam mertebesine ineyim. Onları kendi mertebeme çıkarayım, ben onlar gibi değil, onlar benim gibi olsunlar.
Türkiye memleketinin bazı kısımlarını feda etmeseydi, Alman ordusunun bugünkü gibi dayanabilmesine inanılır mıydı? Matmazel, hayır! Bu hakikatin Türklerin büyük bir kısmı tarafından bile bilinmemesi ne kadar esef vericidir!
Velhasıl netice: bu kadın meselesinde cesur olalım. Vesveseyi bırakalım… Açılsınlar onların dimağlarını ciddi ulûm ve fünûn ile tezyin edelim. İffeti, fenni sıhhi surette izah edelim. Şeref ve haysiyet sahibi olmalarına birinci derecede ehemmiyet verelim.