Bir kitap düşünün ki sonunda yazarı tarafından kitap hakkında yazılan bir deneme olsun!
İnceleme yazmak için kitabı yeterince anladım mı bilmiyorum ama bu incelemeyi yazara duyduğum hayranlık ve saygı sebebiyle yazdığımı biliyorum. Kitabı uzun zamana yayarak okudum çünkü çok fazla yabancı kelime, kavram vardı. Konusu polisiye olan bir roman ilk 200 sayfayı bitirdikten sonra akıcı bir hal alıyor. İlk sayfaları okumakta güçlük çekmemin sebebi kitaba dahil olup onu anlama çabası içerisinde olmamdı.
Okurken sık sık yazar bu donanıma nasıl ulaştı nasıl kendini bu kadar geliştirdi ve birçok konuya nasıl bu kadar hakim diye düşündüm. Yazarın kitap sonundaki denemesinde de ona olan saygım ziyadesiyle arttı. Şöyle bir detay vereyim: yazar kitapta bir bölümde domuz kesilmesinden söz ediyor ve sırf bu detayı bile araştırıp domuzların kış aylarında kesilebildiği öğrendikten sonra kitaba “Kasım sonlarında güzel bir sabahtı.” diye başlıyor. Kasım tam olarak kış mevsimi karşılamadığı için de kitapta olayın geçtiği manastırı konum olarak yüksekte tasvir ediyor. Ve takdir edersiniz ki kasım ayında ovalara göre yüksek yerler daha soğuk olur. Bu örnek beni çok etkiledi. Ve kitapta yazarın incelikle işlediği birçok konu ve bunun ardında büyük bir emek var.
Ortaçağı anlatan bu eser dönemin manastırlarını, hristiyanlığı, rahipleri, onların savaşlarını ve birçok dönem özelliğini içinde barındırıyor. Ayrıca bir polisiye romanı olduğundan ötürü sizi içine çekiyor.
Kitabın bir çömezin dilinden anlatılmış olması kitaba kendimi daha yakın hissetmemi sağladı. Çünkü Adso bazen aklımdaki soruları sorarak beni gülümsetiyor ve mutlu ediyordu.
Derin ve incelikli bir kitap okumanızı öneririm. İyi okumalar.