Ben hep kalabalık oldum. Şehrin uzağındaki bir semte giden, günün tek otobüsü kadar kalabalık. Tıkış tıkış! Herkesin üst üste olduğu bir otobüs kadar. Dolayısıyla iyi geldi bana yalnızlık. Kendime yeterince zarar veriyordum. Ve bir de dünyanın vereceği zararları ortadan kaldırmanın imkanı olmadığına göre, yoklarmış gibi davranarak yalnızlığı seçmek en doğrusuydu.
Gerçekçi olalım. Bu işte, hayatta bir bokluk yok. Çok iyimser bir yaklaşım olurdu. Ki ben benzer yaklaşımları Pollyanna'ya rüyamda tecavüz ettikten sonra bıraktım... Bu işin, bu hayatın kendisi bir bokluk. İçinde yüzüyoruz. Yanlış anlaşılmasın! Kötü, acı verici, şu ya da bu olduğu için değil. Bilinmediği için! Mükemmel hayatlar da gördüm. Sabah yataklarından kalkmak için sabırsızlanan mutlu insanları da gördüm. Konu bu değil. Konu bilinmeyenler, anlaşılamayanlar. Etrafımızda dönen görünmez dümenler. Belki Tanrı. Belki de daha insani bir teşkilat. Her şeyi düzenleyen. Kim bilir? Hayata ve ölüme hakim olanlar bilir...
Yıllar önce ortaya atılmış bir fikir etrafında toplanan, büyük sapkınlıklar içinde birbirleriyle ilişkiler kuran dünya üzerindeki değişik terör örgütlerinden hep nefret ettim.