Yaratmak uğruna kendimi yok ettim; kendi içimde o kadar dışıma attım ki kendimi, kendinin dışında varlık sürüyorum artık. Farklı oyuncuların farklı oyunlar oynadığı boş bir sahneyim ben.
Kendimde farklı kişilikler yarattım, yenilerini yaratmaya da aralıksız devam ediyorum. Her düşüm doğar doğmaz bir başkası olup canlanıyor, o başkası da benim yerime düş görmeye başlıyor.
Her şey saçma. Kimi ömrünü para kazanıp bir köşeye koymaya adamış, ama ne parasını bırakacak çocuğu var, ne de tanrının servetinin bahtını her daim açık edeceğine dair en ufak bir umudu. Şu öteki var gücüyle, ancak öldükten sonra işine yarayacak bir şöhret için didiniyor, ama şöhretinin tadını çıkaracağı başka bir hayata inanmıyor. Beriki aslında umrunda olmayan bin türlü işin peşinden koşuyor. Şu az ötedeki de....
Ötekilerin duygularına çarparım, iç dünyamızın uyuşmazlığı karşısında yüreğim sıkışır, ayaklarım birbirine dolaşır, sendelerim ve kulağıma uğultu gibi gelen tuhaf sözlerinin, gerçek bir zeminde kararlı, kendinden emin yürüyüşlerinin, ellerinin sahici hareketlerinin, onları benim farklı hallerin değil, bambaşka insanlar yapan çeşitli, karmaşık oyunların arasına yuvarlanırım.