Nesneleri ve insanları masumane seyretmek tatmin etmez beni, çünkü derinleşme arzusu karşı konulur gibi değil: İlgim bu arzu olmadan ayakta kalamadığı için, ya onun yüzünden ölür ya da solar gider.
Sanki asıl öldürmek istediğim şey o derinin altında ya da baş parmağımın altında atan o ince mavi damarda değil, başka bir yerde, daha derinde, daha gizli ve ulaşması çok daha güç bir yerde.
Ona yalnızca istediklerimi anlatacak ve bazı şeyleri gizleyip bazılarını açıklayarak onun kafasında yarattığım izlenimlerini kontrol edebilecektim, bütün bunlar olurken o da kendini zeki sanmaya devam edecekti.