Ilayda Altintas

İnsanlara karşı her zaman korku dolu bir ürperme hissettiğim ve insan gibi konuşma, insan gibi davranma yeteneğine hiçbir şekilde güvenmediğim için tüm korku ve endişelerimi toplayıp göğsümün derinliklerinde bir kutuya sakladım. Melankolimi ve öfkemi gizlemek için büyük çaba sarf ettim ve bunun yerine kendimi masum bir neşe havası geliştirmeye adadım Böylece yavaş yavaş eksantrik bir soytarıya dönüştüm.
Sayfa 16·Kitabı okudu
Reklam
İşte bu noktada aklıma soytarılık geldi. Bu, benim insanlara son yakınlaşma çabamdı. İnsanların beni dibine kadar dehşete düşürmesine rağmen onlardan ne yaparsam yapayım kopamıyor gibiydim. Böylelikle, “soytarımla” birlikte insanlarla bir noktada bağ kurmayı başardım. Görünürde her zaman gülümsüyor olsam da içeride çaresiz bir mücadeleyle debeleniyordum, bir ipte yürüyordum, ter içindeydim, onları eğlendirdikçe felaket ihtimali her an yaklaşıyordu.
Sayfa 15·Kitabı okudu
O kadar sefildim ki bazen bir düzine lanete maruz kaldığımı düşünürdüm, bunlardan herhangi gibi normal bir insanın hayatını ezip geçebilirdi.
Sayfa 13·Kitabı okudu
Mutluluk fikrimin diğer herkesin mutluluk fikri ile tamamen çelişmesindan korkuyorum. Bu korku beni tüketiyor, bazen geceleri kıvranmama, acı içinde inlememe, deliliğin eşiğine gelmeme neden oluyor. Mutlu muyum? Aslında küçüklüğümden beri insanlar sürekli şanslı biri olduğumu söylüyor ama bana sorarsanız cehennemde gibi hissediyorum, bana şanslı olduğumu söyleyenlerse benimkiyle kıyaslanamayacak ve ölçülemeyecek kadar mutlu görünüyorlar.
Sayfa 13·Kitabı okudu
Utanç dolu bir hayat yaşadım. İnsan yaşamı denen mefhum hakkında hiçbir fikrim yok.
Sayfa 11·Kitabı okudu
Reklam