Sen beni üç-beş genci öldürdüğüm için yargılıyorsun ama düşünsene, Tanrı herkesi öldürüyor. Bütün insanları, bütün canlıları, bebekleri bile öldürüyor. Bin bir türlü hastalıkla inletiyor. Bunlar yetmezmiş gibi bir de, '' Seni cehennemde yakacağım, boğazından aşağı erimiş kurşun akıtacağım'' diyor. Diktatör, Selim'e doğru hafifçe eğildi, yüzündeki alaycı ifade daha da keskinleşti. ''Söyle bakalım delikanlı, hangimiz daha zalim?''
Nefes alabilmenin ne büyük bir nimet olduğunu o an tüm hücreleriyle anlamıştı; mutluluk için başka hiçbir şeye gerek yoktu, sadece nefes almak yeterdi. Ama insan, nefessiz kalmadan nefesin , hapsedilmeden özgürlüğün, ölümle yüzleşmeden yaşamın kıymetini bilemiyordu.
Herkes sisteme uyup içine girebileceği bir kalıp bulmak zorundaydı. Doktor, avukat,asker - ne olduğu mühim değildi. Kalıbını bulduktan sonra ileri doğru gitmeye çalışıyordun. Sussex de herhangi biri kadar çaresizdi. Ya bir kalıp bulurdun kendine, ya da açlıktan ölürdün.