Bize çoğu zaman ihtiyaçlarımızın sonsuz olduğu söylenir. Oysa insanların ihtiyaçları değil, arzuları sonsuzdur. Arzuları ihtiyaç olarak kodlayan, tüketim ekonomisini esas alan kapitalizmdir. Daha fazla seçenek, daha fazla tüketim anlamına geldiği için özgürlük, seçme hürriyeti olarak tanımlanır. Amaç, insanı özgürleştirmek değil, bir tüketici olarak her alışverişten sonra yeniden icat etmektir. Kapitalizm, tüketim amentüsünü kabul ettikten sonra bireylerin sağcı-solcu, kadın-erkek, köylü-kentli, doğulu-batılı olmasına bakmaz. Kapitalizm için her şey bir üründür ve herkes bir müşteridir.
Bak şu gençler kol kola geziyorlar sorsan hepsi âşık, peki kaçı dert geldiğinde bırakıp kaçmaz? Kaçı Yunus Emre gibi sesini çıkartmadan kırk sene odun taşır sevdiği uğruna.
“İnanırsan, kütüğün içinden bir Davut heykeli bile çıkarabilirsin.” demişti bana ressam.
Güzel bir duyguydu; biçimsiz bir kütüğün içinde saklı duran eşyayı görüp onu dışarıya çıkarmaya çalışmak…
Tırtılda kelebeği, tohumda ormanı görmek gibi…