1800'lü yılların sonunda Yunanistan'da Skiathos Adası'na götürüyor bu kitap bizi.Şifacı Hadula(katil kadın)'nın hikayesine konuk oluyoruz. Okurken elimden bırakamadığım bu kitap, tüm akıcılığına rağmen oldukça derin bir eser.O yıllarda dünyanın her yerinde olduğu gibi Yunanistan'da da kadın olmanın zorluğunu, gelenekleri, kadınların ızdırabını etkileyici bir şekilde, ajite etmeden anlatıyor kitap.Hadula'nın geçmişine de yaptığımız yolculuklarla çektiklerini anlıyoruz.İnsanların kız çocuk dogurmasindan derin üzüntü duyuyor yaşlı kadın.Sonra yaşadıkları bir karşı çıkış, isyan,çaresizlik asında.Kitapta iç içe girmiş birçok duygu var,zaten yazara Yunanistan'ın Dostoyevskisi diyorlar. Ben kitabın arka kapağına hiç bakmadan almıştım kitabı, bazı yayınevleri ne çıkarırsa okuyorum.Bu kadar güzel ,güçlü bir metin okuyacağım aklıma gelmemişti.Kitabın kapağı konusuna,eleştirisine bir gönderme aslında hoş bir ironi.Zengin Yunan mitolojisinden söylediği selamlarla iyice güçlenmiş ,güzel,akıcı, okunası bir metin.Degisik ülkelerin edebiyatlarını okumak çok hoşuma gidiyor.Kapağa aldanıp minnoş bir metin beklemeyin oldukça kanlı bir öykü anlatmış bize yazar.