Yıkıcı güdüler, kişinin içinde bir tutkudur ve bir nesne bulmada her zaman için başarıya ulaşırlar. Eğer herhangi bir nedenle diğer kişiler bir bireyin yıkıcılığının nesnesi olamazlarsa, kişinin kendi benliği kolaylıkla nesne haline gelir. Bu ileri derecede
oluştuğunda, çoğu kez bedensel hastalıkla sonuçlanır, hatta bazen cana kıyma girişimleri bile görülür.
Bütün nevrozların çekirdeğinde, özgürlük savaşımı vardır.
Birçok normal insana göre, bu savaşım, iyi uyum sağlamaları ve
normal sayılmaları yolunda bireysel benlerinin tümüyle bir kenara bırakılmasıyla sonuçlanmıştır.
Nevrotik kişi, tümüyle boyun eğmeye karşı savaşmayı bırakmamış,
ama aynı zamanda, sihirli yardımcı (toplumsal baskı, sevgili, vs)figürüne bağlı kalmış kişidir. Onun nevrozu, her zaman için temel bağımlılıkla özgürlük arayışı arasındaki çatışkıyı çözümleme yolunda atılan ve temelde başarısız olan bir adım olarak anlaşılmalıdır.
Başarısızlığının uygun sihirli kişiyi (sevgili) seçmemesinden
kaynaklanmadığını anlayamaz; oysa bir birey olarak, kendiliğinden etkinliği sayesinde elde edebileceği şeyi, bir sihirli gücü kullanarak sağlamaya çalıştığı için başarısızlığa uğramıştır.
İnsan topluma Çoğu kez kendisinden beklendiğini sandığı kişiliğe bürünmek için kendi benliğini feda etmek pahasına
iyi uyum sağlamıştır. Ondaki gerçek bireysellik ve kendiliğindenlik yitirilmiş olabilir. Öte yanda nevrotik kişi, benlik savaşında tümüyle teslim olmaya hazır bulunmayan biri olarak öne çıkar.