1917 Ekim Devrimi'nden sonra "Sol Sosyalist Devrimciler"in saflarında yer alan ünlü şair Sergei Yesenin Leningrad'da İngiltere Oteli'ndeki odasında kendini asarak intihar etti. Onun intiharı ülkede çılgın bir intihar dalgası başlattı, mezarı başında intihar eden birçok kişi oldu. Hatta bu nedenle dönemin Sovyet Yönetimi Yesenin'in kitaplarını bir süre yasaklamak zorunda kaldı. Cesedinin yanında, intiharından bir gün önce bileklerini kesip kendi kanıyla yakın arkadaşı- Nazım Hikmet'in "Öğretmenim" dediği- kendisi gibi ünlü bir şair olan Mayakovski'ye yazdığı veda şiiri bulundu.1925 yılında yazdığı o şiir:
Elveda sevgili dostum elveda,
Sen kökleri içimde uzanan..
Ayrılık yazılmış alnımıza
İlerde gene karşılaşırız inan..
Elveda dostum, el sıkılmadan
Sessizce.. Ne keder ne tasa gerek:
Şu yaşamda yeni bir şey değil ki ölüm,
Ama pek öyle yeni sayılmaz yaşamak da...
Mayakovski bu mektubu okur ve 1926 yılında şu şiiri yazar:
SERGEİ YESENİN'E
Sen gittin,
diyorlar
yukarılarda bir dünyaya.
Sonsuzlaşma-
Uçuyorsun,
parıldayan yıldızlara çarparak.
Ne borç var artık bize,
içki ne de
Ayılma.
Hayır, Yesenin,
oh
çekmek değil benim istediğim.
Görüyorum ben
kesik bileklerinle sendeleyişini
Ve alayla değil
acıyla
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bugün pazar.
Bugün beni ilk defa güneşe
çıkardılar. Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün
bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldamadan durdum.
Sonra saygıyla toprağa oturdum,
dayadım sırtımı duvara.
Bu anda ne düşmek dalgalara,
bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne
karim. Toprak, güneş ve ben... Bahtiyarım...
Nazım Hikmet Ran