Bazı kitaplar bittiğinde kapağını kapatırsınız ama hikâye zihninizde devam eder. Irvin D. Yalom’un başyapıtı Nietzsche Ağladığında, beni tam olarak böyle bir boşluğun ortasında, tüylerim diken diken bıraktı.
1. yüzyıl Viyana’sında, ümitsiz doktor Josef Breuer ve yalnız filozof Friedrich Nietzsche’nin yolları kesişiyor. Ancak bu sıradan bir hasta-doktor ilişkisi değil; zihinlerin ve ruhların çarpıştığı bir düello. Romanın kalbinde muazzam bir "takas" var: Breuer, Nietzsche’nin bedensel acılarını dindirmeye çalışırken; Nietzsche, Breuer’in ruhundaki ümitsizliği tedavi etmeye girişiyor.
Yalom kurguyla gerçeği o kadar iyi harmanlamış ki, okurken kendinize o can alıcı soruyu sormadan edemiyorsunuz: "Hayatımı mı yaşıyorum, yoksa hayat tarafından yaşanıyor muyum?" Burada ana karakter gibi kırkıma girmenin telaşını yaşadığımdan da endişeleniyorum.
Bu kitap sadece bir roman değil, bir uyanış çağrısı. "Kendi alevlerinizde yanmaya hazır değilseniz, nasıl yenilenebilirsiniz?" diyen Nietzsche’nin sesini duymak ve kendi içindeki uçuruma bakmaya cesaret etmek isteyen herkes bu kitabı mutlaka okumalı.