Gerçekten sürükleyici ve merak uyandıran bı kitap oldu benim için. İlerledikçe kafanızdaki soru işaretleri de artmaya başlıyor. Başlarda polisiye tarzı gibi görünse de kitabın sonlarına doğru pek de öyle olmadığı anlaşılıyor. Asıl soru 'katil kim?' oluyo ama sonra Ahmet'in ağzından anlatılan olaylar da işin içine girince katil kim önemi kalmıyor gibi. Kardeşinin hikâyesine odaklanmaya başlıyorsunuz. Kardeşinin başından geçenleri düşünmeye, onu anlamaya çalışıyosunuz. Kendinizi Ahmet'in kardeşi yerine koyunca hayata dair ne zorluklar yaşadığını derinden hissedebiliyorsunuz. Sevdiği kadına olan aşkını, sevgisini, pes etmeyişini, hep umutlu oluşu, ne olursa olsun vazgeçmeyişini..
Okurken hissettiğim şuydu; aşkın öyle kalıplara sığdırılabilecek birşey olmadığı, sonsuz bi serüven gibi hissettirdiği, büyüsüne kapılınca neler yaptırabileceği, bazen yanlış olduğunu bilsek bile dümdüz yürüdüğümüz yol oluvermesi ve daha nice içimize sığmayan bir sürü duygusu..
Sonlara geldikçe sizleri epey şaşırtacak şeyler oluyor. Ortada sadece bir aşk yok mesela. Okuyucuya hiç fark ettirmeden bir aşka daha şahit olmuşuz ama haberimiz yokmuş. Sonra aslında olayların baş kahramanı bildiğimiz biri çıkmıyor. Katilin kim olduğunu da sonunda öğreniyorsunuz. E tabi o da şaşırtmıyor değil.
Kısaca fazla sürükleyici bı kitaptı benim için. Hep bi merak içindeydim. Kardeşinin hikayesini günlerce merak eden uykusundan uyanıp hadi devam et merak ediyorum diyen gazeteci kız gibiydim resmen. Okudukça okuyasınız gelicek. Mutlaka okuyun derim. Sonu sizi hayrete düşürecektir:)