Dağların devrildiği, ovaların yer değiştirdiği, denizlerin kabardığı bu sarsılıştan geçebildiysek eğer, birken iki olabildiysek, bir başkası ruhumuza katıldıysa ve biz bir başkasının ruhuna katılabildiysek, o zaman, sevdiğimiz için acı çekebilmek uğruna mutluluğumuzdan bile vazgeçebiliriz.
Aşkta gerçeküstü bir şeyler var.
Gerçeği yok edip yeni bir gerçek yaratan bir şeyler.
Masala benzeyen kendi gerçeğinden başka bir gerçeğe tahammül etmez aşk.
O deprem başladığında gerçeklere sarılanlar, sarıldıkları gerçeklerle birlikte yokluşa kayar, gerçeklerden kopmayı göze alanlar "eldoroda"ya, altın kente ulaşır.
Aşk geldiğinde, ellerinizi açıp, avuçlarınızdaki, sıkı sıkıya tuttuğunuz gerçeklerin akıp gitmesine izin verın.
O, size daha iyisini verecektir.
Ellerinizi açmazsanız yok eder sizi.
Aşk, içinde Zümrüdüanka kuşlarının, tuba ağaçlarının, define adalarının, baldıran zehirlerinin, baharat gemilerinin, parlak renkli mücevherlerin, sarhoş edici mey-velerin, öfkeli volkanların, altın renkli köpüklerinde tanıların yıkandığı denizlerin bulunduğu esrarlı, bilinmezliklerle dolu, çekici ve ürkütücü bir âlem.
Asıl mükemmel olan anlar size geleceği unutturacak kadar muhteşem olanlardır ve onların mükemmelliğini kavramak için onlara iyi bakmanız, o anın yüzünü görmeniz gerekir.