Ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem,
Boğazımda düğümleniyorsa lokma,
Buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa
Alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli,
Yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa,
Denize bile iştahsız bakıyorsam,
Hep bu boyu devrilesi bozuk düzen,
Bu darağacı süratli toplum
Oktay Rifat
Her gün bu kadar güzel mi bu deniz?
Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?
Her zaman güzel mi bu kadar,
Bu eşya, bu pencere?
Değil,
Vallahi değil;
Bir iş var bu işin içinde.
Bu şehir laubaliliğin, kötülüğün, ikiyüzlülüğün kaynaştığı bir şehir. Iyi insanları yok mu? Dolu. Ama nasıl çekilmişler, nasıl ürkmüşler, nasıl kapanmışlar bir yere? Neredeler?
Yine birlikte,bu mevsimde, Atik-Valde'deyiz,
Yine birlikte, bu mevsimde,gezip sezmedeyiz
Bu çınarlarla siyah servilerin gölgesini
Bu şadırvanda suyun sanki ledünni sesini.
Eski mimara nasıl rahmet okunmaz burada?
Suyu cennetten akıtmış bu güzel manzarada
Bu duvarlarda, saatlerce temaşaya değer,
Çini'den, solmayacak bahçeler açmış yeryer,
Manevi rahata bir çerçeve yapmış ki gören,
Başka bir alemi görmekle, geçer kendinden.
Bu ziyarette vakit geçti,güneş battı,yazık!
Haz ve duyguyla Atik-Valde'de bir gün yaşadık.