Güneşin batışıyla meselesi olmayan
Bilmez ne kadar hızlı battığını.
Zihnindekileri batırmaya yetmez bir gün batımı.
Birazdan karanlık çökecek, köpekler ürüyecek
ve işte o korktuğun an: Artık yok gün batımı.
Sen ve zihninde susturamadıkların...
Gecenin sessizliğini bozan köpekler gibi zihninin tam bir huzur ve sessizlik içerisinde olmasına engel olan o düşünceler... Bilirsin ki eve gitsen, başını yastığa koysan uyutmazlar. Bir de varsa seni böyle gördüğünde üzülecek birileri; gül, gülebilirsen, canlı cenazeye benzediğini bilmeden. Üzgünüm dostum; düştüysen bu karanlığa, beklerim yine bir gün batımında.
Müziği ele alalım mesela:
Gerçeklikle bağı çok azdır. Bir bağı olsa bile sunidir. Fikirlerden yoksundur, içi boş bir ezgi gibi çağrışımlardan uzaktır. Ancak gelgelelim, müzik insanın özüne nüfuz eden bir mucize gibidir. Hangi histir bu, içimizdeki bir gürültünün yarattığı armoniye cevap veren? Onu hazzın en büyük kaynaklarından biri yapan şey nedir?
Bizi hem birleştiren hem de parçalayan hangi histir bu? Buna niçin ihtiyaç duyulur? En önemlisi de kim ihtiyaç duyar?
Belki bana, "Kimse için ve bir sebebi de yok." diyeceksiniz. Ama hayır, ben öyle düşünmüyorum. Nihayetinde hayatta her şeyin bir manası vardır, bir manası ve bir sebebi...
Stalker (1979)