Qoçan aşireti, Dêr- sim tabirini Kürdistan Kapısı anlamında söylemekte ve kendi- lerini de savaşçılıklarından dolayı, bu kapının muhafızları sa- ymaktadırlar.
Halkın inanışında ise, Dêrsim demek, Kürdistan demektir. Bu nedenle, başka bir memleketten Dêrsim'e döndüklerinde "Kürdistana geldik" dedikleri gibi, birini Dêrsime davet ettik- lerinde de "Kürdistana geliniz!" veya "Kürdistanı görünüz!” demektedirler.
Sıkı yönetim savcısı, iddianamesinde Kürtçenin ayrı bir dil olmadığını kanıtlamaya çabalarken Prof. Dr. Freih'i kay- nak gösteriyor. Yani Osmanlı döneminin hayali doktoru "Friç'i bu kez profesörleştirerek Prof. Dr. Frcih biçiminde sunuyor. Yalnız "Dr. Friç" biraz daha "insaflı" davranıp bir sözlükteki 8307 sözcüğün 300'ünün asıl Kürtçe olduğunu yazarken, söz konusu savcı aynı sözlükte "yalnız 30 ke- limelik bir Kürtçe vokabülere rastlanmıştır" diyor. Musa Anter duruşmada dayanamayıp söz alarak soruyor: "Sav- cı Bey otuz kelime Kürtçe diyor. Tavuklar bile elli kelime ile konuşuyorlar. Bu ayıp olmuyor mu?"
Dostum Ali, "Burada beş yüz yıldır gurbetteyiz keko!" demişti Horasan'a O gurbetin sesi olmaya girişirken cesaretten daha fazlası ihtiyacım olduğunu kabul etmem gerekecek.