Çokça karşıma çıkan ama popüler kültür dayatması olduğunu düşündüğüm için okumadığım bir kitapti. Eşim hediye edince okuyayım dedim fakat tam beklediğim gibiydi. Yani edebi değeri bence olmayan 5 sene sonra belki de kimsenin hatırlamayacagi bir kitap diye düşünüyorum.
Kitap hayatından vazgeçmiş kahramanın intihar ettikten sonra kendini içinde bulduğu bir kütüphanede bulmasıyla başlıyor. İsmini saatin 00.00 olmasından alan bu kütüphanede kahramanımız yasayamadigi hayatları bu kütüphanede bulunan kitaplar sayesinde yaşıyor. Her hayatında başka bir kötü olay yaşıyor, her hayatta başka bir kusur oluyor. Yaşadıkça kendi kök hayatına ve yaşama olan isteği artıyor.
Kitabın temel fikri açıkçası çok güzel ama bunu yaparken kullandığı dil ve olay örgüsü açıkçası bana pek iyi gelmedi ve okurken kendimi sıkılır buldum. Mesela 10 tane hayata gidip gelmesindense 3-4 hayata gidip derin derin yaşaması açıkçası daha iyi olurdu bu şekilde masalsı bir hava verdi benim için. Verilmek istenen duygu ve mesaji son 15 sayfada aldım diyebilirim. Önceki yaklaşık 250 sayfa benim için beklentinin çok altındaydı.
Bu kitap eğer bu kadar popüler ve listelerin başında olmasaydı ve rastgele denk gelip okusaydim eminim daha çok beğenirdim.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Palyaço Yaklaşık 1 sene önce indirimde görüp öylesine aldığım bir kitaptı. Geçen hafta okumaya başladım ve tek kelimeyle müthişti. Yazarın anlatım dili o kadar akıcı ve güzeldi ki kendimi okumaktan alamadım. Belki de birinci ağızdan anlatımları sevdiğimden akıcı gelmiştir bilmiyorum.
Kitaba gelecek olursak bence insanlara yönelik çok güzel bakış açısı sunan ve her dönemde tekrar tekrar okutulabilecek bir kitap. Kahramanımız zengin ailesinin aksine sıra dışı ve pek de kabul görmeyen palyaço mesleğini seçmesiyle önce ilk darbeyi aileden yiyiyor maalesef. Daha sonra sevgilisi Marie tarafından sırf Katolikliği samimi bir şekilde kabul etmediği için terk ediliyor. Aynı Marie başka birisine kaçıyor ve bunu din adına yaptığını söylüyor. Tabii bunu yaparken yalnız değil Marie'nin beynini yıkayan o kadar çok kişi var ki. Zaten olaylar kahramanımızın onları telefonda araması ve görüşmeleri üzerinden ilerliyor. Kitap Katolikler üzerinden bir tahlil yapıyor fakat biz bunu bir fikri aşırı savunan herkes için söyleyebiliriz. Biliyoruz ki aşırılığın arkasında her zaman bir maske vardır. Kahramanımız kendi çevresi tarafından o kadar çok haksızlığı uğruyor ve bunu yapanlar sözde(!) en ahlaklı kesim. Ve her yaptıklarına bir kılıf buluyorlar. Dışarıya karşı olumlu görünen bütün maskeleri takıp kendi hayatında tam tersi davranan kişileri çok iyi tahlil ediyor.
Kitabı okurken yer yer çok kötü hissettim. Toplumun ikiyüzlülüğü , para hırsı, ahlaksızlık adına birçok duygu ve düşünce bulabilirsiniz kitapta. Kahramanın kendi kendine olan konuşmaları, öfkesi, çaresizliği, hayal kırıklığı o kadar kötü ki. Bunu hissettiren insanlar bir çok şeyi düzeltebilecekken yıkan ve bunu da din adına yaptığını söyleyen bir kesim. Toplumdan biraz farklı olursanız başınıza neler gelebileceğinin ufak bir